rejime bağlı NSO’nun Altı yıl önce Gana hükümetiyle Pegasus programını hükümet
karşıtlarının ceplerine kurmak için bir anlaşma imzaladığını ortaya çıkardı.
Tartışmalı anlaşma, projeye katılan ajanlar arasında çıkan bir anlaşmazlık sonrasında
açıklandı.
Yeni skandalda, siyonist rejimde bu casusluk programının
kullanımının diğer yönleri ortaya çıktı. Rejim polisi programı, yerel
yetkililer ve hatta Netanyahu’nun muhalifleri de dahil olmak üzere önemli
isimlerin telefonlarına sızmak için kullandı.
Pegasus programının muhaliflere ve çeşitli ülkelerden
yetkililere karşı yaygın olarak kullanıldığına değinen Channel 13 televizyonu,
Afrika ülkesi Gana’nın İsrailli NSO şirketiyle yaptığı sözleşmeyle, ekipmanı
rakiplerinin telefonlarına yüklemek için sekiz İsrailli çalışanın kaldığı bir
daireye aktardığına dikkat çekti. Bu 8 Siyonist’in pasaportları ve Pegasus özel
ekipmanlarının ülkeye girişiyle ilgili belgeler bu iddiayı kanıtlamaktadır.
anlaşmanın gizli boyutları, siyonist rejimin ordusu ve
güvenlik aparatının çok sayıda üst düzey subayının, siyasilerin, işadamlarının,
avukatların ve Gana hükümetine yakın kişilerin yer aldığını gösteriyor. Mevcut
belgelere göre, karakterler işlemi tamamlamaları karşılığında 3 milyon dolar
para talep ettiler. Ancak para dağıtımı konusundaki anlaşmazlık, işlemin ifşa
edilmesine ve ilgili ajanların sızdırılmasına yol açtı.
Siyonist rejimin skandalları burada sınırlı değil. İnsan Hakları
İzleme Örgütü geçtiğimiz günlerde Beyrut limanındaki patlamayı araştırırken
örgütün Beyrut ofisi müdürünün telefonunun da hacklendiğini ortaya çıkardı.
New York Times (NYT) tarafından yayınlanan araştırma
haberinde işgal rejimi dış diplomasisinin, ülkelerin ilgili casus programa
siber silah amaçlı erişimini onaylama veya reddetme yeteneği üzerine kurulduğu
kaydedildi.
Söz konusu araştırmanın yaklaşık bir yıldır sürdüğü ve
istihbarat alanında önde gelen düzinelerce hükümet yetkilisi, güvenlik
görevlisi, siber silah uzmanı ve üst düzey iş insanıyla röportajlar sonucu
ortaya çıktığı bilgisi paylaşıldı.
Haberde, ‘Meksika ve Panama gibi ülkelerin Pegasus’a erişim
kazandıktan sonra Birleşmiş Milletler’deki kilit oylarda pozisyonlarını ‘İsrail’e
kaydırdığı’ örneği verilerek, aynı şekilde casus yazılımın işgal rejiminin Ortadoğu
ülkeleriyle ilişkilerinde ve bölgede yeni ittifaklar kurmasında büyük rol
oynadığı vurgulandı.
Pegasus’un satışları ile işgal rejiminin İran’a karşı
yürüttüğü kampanyada Arap uluslarının desteğinin sağladığının altı çizilerek,
söz konusu satışların işgal rejimi ile Arap hasımlarından bazıları arasındaki
ilişkileri normalleştiren 2020’deki İbrahim Anlaşmalarının arka planında da
kritik rol oynadığına işaret edildi.
İşgal rejiminden siber güvenlik şirketi NSO Group’un
ürettiği casus yazılım Pegasus’un, kurulduktan çok kısa süre içinde
kullanıcıların haberi olmadan telefonlara sızarak tüm verileri ele
geçirebildiği hatta habersiz şekilde telefonun kamera ve mikrofonunu aktive
edip anında veri toplayabildiği belirtiliyor.
Haaretz gazetesinde 21 Ocak’taki haberde Pegasus’un dünya
genelinde birçok ülkeye satıldığı ve Hindistan’dan Uganda’ya, Meksika’dan
Filistin’e uzanan geniş coğrafyada aktivistler, sendikacılar, siyasetçiler,
yetkililer, avukatlar ve gazetecileri içeren geniş bir kitlenin izlenmesinde kullanıldığı
bildirilmişti.
