Berlin İmam Rıza İslam Merkezi hocası Şeyh Sabahattin Türkyılmaz son Cuma hutbesinde Türkiye’deki darbe girişimini ve Türkiye’nin Batı eksenine bağlı kalma sorununun üzerinde durarak aşağıdaki hususlara dikkat çekti:
Bismillahirrahmanirrahim
“Dinlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar“. Bakara/120
Neden Türkiye’de ve benzeri ülkelerde darbe, terör, kalkışma, muhtıra oluyor? Neden Avrupa ülkelerinde böyle birşey yok? Bunun doğru analiz edilmesi başka soruların da cevabını bulmaya yardım eder.
Batı ülkelerinde bunlar olmuyor. Çünkü Batı dünyası kendi sistemini kendi inançları veya inançsızlığı üzerine kurmuş, kendi sistemini oluşturmuştur. Batı sisteminin temelini demokrasi, liberalizm, sekülerizim ve humanizm oluşturur. Bunların herbirisinin temelinde Batı kültürü ve uygarlığının değerleri yatmaktadır.
Batı yönetim sisteminde dinin yeri yoktur, din sadece sembolik olarak vardır ve bireyseldir.
Örneğin demokrasinin hakim olduğu Avrupa ülkeleri halklarının yüzede 60-70′ i ateisttir, yani Allah‘a inanmıyor, daha doğrusu hiçbirşeye inanmıyor. Almanya’da halkın yüzde 60‘ı inançsız, Fransa‘da halkın yüzde 65‘i inançsız, Danımarka ve İsveç’te yüzde 70‘i inançsız, Çek‘de yüzde 60‘ı inançsız.
Batı yönetim sisteminin, yani liberal demokrasinin kendi halklarını ulaştırdığı noktaya dikkat edince göreceksiniz ki ulaştıkları nokta ateistliktir; asırlar sonra ulaştıkları nokta insanı Allah’tan uzaklaştırmak olmuştur.
Müslüman halkları da bu eksene çekmeye çalışıyorlar. Halkı müslüman ülkelerin içinden çıkamadıkları ve anlamakta zorlandıkları sorun da budur; yöneticiler Batı ekseninde olmak istiyorlar, çünkü kalkınma ve ilerlemenin bunda olduğunu sanıyorlar. Halklarının inanç ve yaşayış yapısı ise Batı ile birlikte olmaya müsaade etmiyor.
Türkiye‘nin asıl sorunu da budur, kimse korkusundan bunu dillendiremiyor. Bazıları da sinsice gizliyor bu gerçeği.
Türkiye’nin asıl sorunu içinde bulunduğu Batı eksenidir. Türkiye‘nin Batı ekseninde, emperyal sulta sisteminin içinde olması isteniyor. Ama halkı müslüman Türkiye‘nin yapısı buna müsait değildir.
Batı emperyal gücü Türkiye’nin tamamen kendi eksenine bağlı kalmasını istiyor; yani Batı kültürüyle yoğrulmuş, demokratik, liberal, seküler ve humanist bir ülke olmasını istiyor.
Müslüman halkın durumu ise buna müsait değil çünkü halk dini değerler ve Allah inancı ile yoğrulmuş, hayatının bireysel ve toplumsal alanında dinin ciddi bir yeri var ve bunun devamını istiyor, dinlerinin devre dışı kalmasına müsaade etmez.
İşte tam da bu noktada yöneticiler bir formül bulmaya çalışıyorlar; “Batı ekseninde bulunup din kültürüyle yaşamak“. Yani “İslam ile liberal demokrasi sentezi“ oluşturmak istiyorlar.
“Demokratik, laik, hukuk devleti“ sloganını kullanmalarının sebebi budur. Kulağa hoş gelen bu sloganın içeriğini halka anlatamıyorlar. Bunun manasının Batı kültürünü benimsemek ve Batı yaşayış tarzını kabullenmek olduğunu, söyleyemiyorlar.
Her halukarda Türkiye sorununu çözmek istiyorsa ikisinden birini seçmek zorundadır; ya Batı gibi dinini devre dışı bırakarak bu eksende kalacak veya Batı eksenini terk edip din kültürü ve kendi değerleriyle ilerleyecektir.
Bu tercih yapılmadığı müddetçe darbeler, kalkışmalar, iç kargaşa ve terörden kurtulamayacağız.
Türkiye‘deki darbeler, muhtıralar, terör eylemleri, gezi olayları, fetö örgütünün askeri kalkışımının hepsi Batı eksenini oluşturanların istediği gibi olmamanın sonuçlarıdır.
Eksen belirlenmediği sürece, orduyu yeniden yapılandırmak, hukuk sistemini yenilemek, eğitim sisteminde rütuşlar yapmak, devlet içindeki virusları temizlemek sorunu çözmeyecektir. Bir gün bir başkası gelip sizin değiştirdiklerinizi, yeniden değiştirecektir.
Rasthaber/Berlin
