İran’ın 2 Kozu ve Direnişin Düşmana Yeni Sürprizleri

Arap Dünyasının önde gelen gazeteci ve analistlerinden ve Rey el-Yevm Gazetesi Yayın Yönetmeni Abdül Bari Atvan, direnişin düşman için hazırladığı yeni sürprizlere değinerek İran’ın iki kozunu gündeme taşıdı.

Abdül Bari Atvan, gazetedeki başyazısını, İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden savaşın dengelerine ayırdı. Atvan, söz konusu çatışmanın, inkılabın şehit liderinin ortaya koyduğu denkleme göre artık bölgesel bir savaşa dönüştüğünü belirtti.

Atvan, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı başlattığı savaşın ikinci haftasına girdiğini, bu sürecin sonuçlarını ve geleceğini anlamanın, İran’ın üçüncü lideri Ayetullah Seyyid Mucteba Hüseyni Hamanei’nin liderliğini başlattığı ilk bildiriyi detaylı incelemeden mümkün olmadığını ifade etti.

İran ve Direnişin İşgalcilerin Elinde Patlayacak Olan İki Büyük Bombası

Atvan, bu bildirideki stratejik şu iki noktanın en önemli unsurlar olduğunu vurguladı:

-Hürmüz Boğazı’nın kapatılması

-Direnişin yayılması ve yeni cephelerin açılması

İlk nokta, yani Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, en güçlü bomba olarak değerlendiriliyor ve etkili sonuçlarını göstermeye başladı. Özellikle küresel ekonomik savaş çerçevesinde, enerji fiyatlarının (petrol ve gaz) gözle görülür şekilde artması, tanker ve diğer ticari gemilerin sigorta maliyetlerinin üç katına çıkması ve borsaların çöküşü ile ortaya çıktı.

İkinci bölgesel bomba ise yeni cephelerin açılması ve diğer güçlerin bu cephelere katılması olarak görülüyor. Bu süreç Irak cephesinde başladı ve askeri açıdan daha tehlikeli olabileceği belirtiliyor. Bunun nedeni, Irak’ın özellikle Ürdün ve Körfez ülkeleri olmak üzere komşu ülkeler üzerindeki dolaylı etkileri. Bu ülkelerin ortak özelliği, ABD üslerinin kendi topraklarında bulunması ve savunma kapasitesinin, İran gibi büyük bir askeri güç karşısında kırılgan olmasıdır.”

Irak direnişi; İran’ın Yanında Önemli Bir Savunma Kalesi

Atvan, Irak’ta çoğunluğu Şii olan güçlerin İran ile yan yana durarak ABD’nin saldırısına karşı koyduğunu belirtti ve bunun ilk göstergenin, KC-132 tipinde bir ABD uçağının düşürülmesi olduğunu aktardı. Bu uçak, ABD ve İsrail savaş uçaklarına yakıt ikmali sağlıyordu ve tüm mürettebatı öldü. Bu eylem, Irak direniş gruplarının İsrail ve ABD bombardıman uçaklarını düşürmek için gelişmiş karadan havaya füzelerle donatıldığı haberlerinin ardından gerçekleşti.”

Atvan, altı önemli Irak direniş grubunun İran’ın yanında ABD ve İsrail’e karşı mücadele verdiğini belirtti ve bu grupları şöyle sıraladı: Nuceba Hareketi, Irak Hizbullahı, Ensarallah’ul Vefa, Kataib-i Seyyidüş-Şüheda, Asaib-i Ehl-i Hak, Kataib-i Kerbela ve bunlara ek olarak daha küçük gruplar, Haşdi Şabi şemsiyesi altında birleşmiş durumdadır.

Güvendiğimiz Iraklı kaynaklar, Irak’taki Sünni grupların, kendilerini hayal kırıklığına uğratan ve sırtlarından bıçaklayan Amerika’ya ve Gazze Şeridi’nde soykırım savaşı yürüten İsrail’e karşı Şii kardeşlerinin yanında savaşmak için sahaya çıkma olasılığından bizi haberdar etti. Yani Amerikan büyüsü ters tepebilir ve şunu hatırlamalı ve kendimize hatırlatmalıyız ki, Irak’taki Sünni direnişi, Amerikan işgaline karşı koymada büyük rol oynadı, en az altı bin Amerikan askerini öldürdü ve o zamanki ABD Başkanı Barack Obama’yı hasarı en aza indirmek için Kasım 2011’de Irak’tan çekilme kararı almaya zorladı.

Ürdün ve Yeni Suriye Yönetimi Endişeli

Yazar, Ürdün’ün ve geçici Suriye rejimi Ebu Muhammed Culani’nin, Irak’taki hızlı gelişmeler ve İran’a yönelik direnişin yayılma ihtimali karşısında ciddi endişe duyduğunu belirtti. Özellikle Ürdün’den fırlatılan önleme füzeleri, işgal altındaki Filistin’i hedef alan ve Tel Aviv, Hayfa, Akka, Eilat, Dimona ve diğer işgal altındaki Filistin şehirlerini hedef alan İran insansız hava araçlarını ve füzelerini hedef almaktadır.

Atvan yazının devamında şu ifadelerde bulundu: “Ürdün’ün Irak ile olan doğu sınırı 181 kilometreden uzun ve bir yıl önce Iraklı gruplar bu sınır boyunca yaklaşık bir milyon insanı seferber ederek işgal altındaki Filistin’in derinliklerine sızmakla tehdit etmişti. Bu nedenle, bu senaryonun hem Ürdün hem de Suriye sahasında bu hedefe tekrar ulaşmak için tekrarlanması olasıdır. Özellikle el-Colani İran ve Irak’ın düşmanı olup tüm umutlarını ABD’ye bağlamış olduğundan yetkili bir Ürdünlü kaynak bunu, Ürdün ve Ebu Muhammed el-Colani liderliğindeki Suriye’deki yeni geçici rejim için varoluşsal bir tehdit olarak değerlendirmiştir.

Irak’ın İran’ın savunma kalesi olan bölgede bir çatışma ve direniş cephesine dönüşmesi, mevcut savaşta önemli bir dönüm noktası ve ABD ve İsrail saldırganlığına karşı koymak için büyük bir güçtür ve bu gelişmenin ilk işaretlerini Bağdat’taki ABD büyükelçiliğinin ve ABD nüfuz ve işgalinin merkezi olan Yeşil Bölge’nin tekrar tekrar hedef alınmasında görüyoruz.”

Yemen Cephesi: Düşman için Yeni Sürpriz

Atvan, şu ifadelerde bulundu: “ABD ve İsrail’in bu savaşta yaşadığı ağır kayıplar şiddetle başladı ve sansürlü haberlere göre, iki haftadan kısa bir sürede Amerika’daki ölülerinin sayısı yaklaşık 16’ya ulaştı. Buna ek olarak, Lincoln ve Gerald Ford uçak gemilerinin hedef alınması, İsraillilere iki binden fazla ölü ve yaralı verilmesi, Tel Aviv’in büyük bir bölümünün tamamen yıkılması ve yüz binlerce yerleşimcinin güvenlik arayışı içinde kaçması da söz konusu. En önemlisi, saldırganların devirip yerine başka bir kukla rejim kurmayı amaçladığı İran rejiminin, gücü, genişlemesi ve sağlamlığı artmaya devam ediyor.

Atvan, makalesinin sonunda şunları vurguladı: “Şimdi Yemen cephesinin açılmasını bekliyoruz, bu her an belirlenebilir ve Ensarullah hareketinin lideri Seyyid Abdülmelik Husi, son konuşmasında “parmağımız tetikte” diyerek bu adım için zemin hazırladı. Bu nedenle, önümüzdeki günler iki saldırgan, yani İsrail ve Amerika için şok edici sürprizlerle dolu olabilir ve biz bekleyeceğiz.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın