Aksa Tufanı Tekrarlanacak mı?

Aksa Tufanı, uzun yıllardır süren zulme karşı İslami bir tepkiydi. Bunun tekrarlanmasının önüne geçecek alternatif ise Müslümanların ABD karşısında birlik olmasıdır.

Hamas ve Filistin İslami Cihad Hareketi’ne bağlı mücahitlerin 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nden işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden üç yıl geçmesine üç gün kaldı.

Operasyonun gerçekleşmesinden dört gün önce, İran İslam Devrimi Lideri Şehit Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, Tahran’da İslam ülkelerinin büyükelçilerini ve İslami Birlik Konferansı konuklarını kabul etmişti. Hamaney, bu görüşmede Filistin’in İslam topraklarının önemli bir parçası olarak işgal edilmesine ilişkin İran halkının yıllardır sürdürdüğü tutumu yineleyerek şöyle demişti:

“Onlarca yıldır Filistin meselesi, gerçek anlamda İslam dünyasının bir numaralı meselesidir.”

Şehit Devrim Lideri ayrıca, “Bugün Filistin hareketi, son yetmiş-seksen yıllık dönemin hiçbir zamanında olmadığı kadar canlı ve dinamiktir. Bugün Filistin gençliğinin ve Filistin hareketinin; gasba, zulme ve Siyonizme karşı mücadelenin her zamankinden daha canlı, dinamik ve hazırlıklı olduğunu görüyorsunuz. İnşallah bu hareket hedefine ulaşacaktır.” ifadelerini kullanmıştı.

Şehit Hamaney, İmam Humeyni’nin (r.a.) Siyonist rejimi “kanser” olarak nitelendirmesine atıfta bulunarak, “Şüphesiz bu kanser, Allah’ın lütfuyla Filistin halkının ve bölgedeki direniş güçlerinin eliyle kökünden sökülecektir.” demişti.

Bu açıklamalar, İmam Humeyni, Ayetullah Hamaney ve Direniş Cephesi’nin önde gelen diğer isimleri tarafından onlarca yıl boyunca defalarca dile getirilmişti. Ancak bu kez, söz konusu açıklamalardan yalnızca dört gün sonra Aksa Tufanı gibi büyük çaplı bir operasyon gerçekleştirildi.

Bu nedenle şu soru gündeme geliyor: Bu açıklamalar ile Aksa Tufanı’nın gerçekleştirilmesi arasında bir bağlantı var mıydı?

Aksa Tufanı operasyonunun İran’ın bilgisi ve koordinasyonuyla gerçekleştirildiği yönündeki suçlama, daha ilk günden itibaren Siyonist yetkililer, özellikle de bu rejimin başbakanı tarafından defalarca dile getirildi. İranlı yetkililer ve Filistinli mücahitler ise her defasında şu yanıtı verdi:

“Bu operasyon tamamen Filistin’e özgü bir harekettir ve İsrail’in onlarca yıl boyunca uyguladığı sınırsız zulme karşı gerçekleştirilmiştir.”

Bununla birlikte İranlı yetkililer ve başta şehit Devrim Lideri olmak üzere İran yönetimi, Aksa Tufanı’nın ardından da İslami Direniş hareketine desteklerini yeniden ilan etti.

Ancak Aksa Tufanı’nın 7 Ekim 2023’te neden gerçekleştiğini ve İsrail rejiminin varlığını er ya da geç sona erdirecek yeni “tufanların” kökeninin nereden geldiğini anlamak isteyenlerin, Şehit İmam Hamaney’in bu görüşmede yaptığı konuşmanın diğer bölümlerine de özellikle dikkat etmesi gerekiyor.

Şehit İmam Hamaney, konuşmasının başında Hz. Muhammed’in (s.a.a.) davetini şu şekilde nitelendirmişti:

“Yüce Peygamber, insanlığın temel sorunlarının tamamına çözüm olacak reçeteyi insanlığa sundu: ‘Seni, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için bir kitap indirdik.’ Karanlıklar nedir? Karanlıklar, tarih boyunca insan hayatını karartan, zorlaştıran, acılaştıran ve zehirleyen her şeydir.”

Şehit Devrim Lideri, zulmü insan hayatını acılaştıran unsurlardan biri olarak nitelendirerek şöyle devam etmişti:

“Peygamber’in şeriatı ve Kur’an’ın öğretileri insanlığın dertlerinin ilacıdır… Kur’an zulme karşıdır ve insanları zulme karşı mücadele etmeye teşvik eder. ‘Ne zulmedin ne de zulme uğrayın.’ Kur’an insanları uyandırır. Kur’an’a düşmanlık eden, insanların uyanışına ve zulme karşı mücadeleye karşıdır… Kur’an, yozlaşmış güçler için bir tehdit oluşturur. Hem zulmü mahkûm eder hem de zulüm altında yaşayan insanı neden zulme boyun eğdiği konusunda sorgular. Bu, zalim güçler açısından tehlikelidir. Evet, Kur’an onlar için böyle bir tehlike ve tehdittir.”

Şehit İmam Hamaney, Aksa Tufanı’ndan dört gün önce, 3 Ekim’de yaptığı konuşmada Hz. Peygamber’in insanlığın dertleri için sunduğu çözümü hayat veren bir reçete olarak nitelendirerek şöyle demişti:

“Yüce Allah şöyle buyuruyor: ‘Ey iman edenler! Allah ve Resulü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığında icabet edin.’ Hayatı size Peygamber verir… İslam’ın, dinin ve Peygamber’in insanlığa kazandırdığı bu hayatın önemi, örneğin enkaz altından çıkarılmamız veya boğulmaktan kurtarılmamızdan binlerce kat daha büyüktür. Peygamber’in insanlık üzerindeki hakkı budur; biz Peygamber’e karşı borçluyuz.”

Şehit Devrim Lideri’nin İslami bakış açısı, Hz. Peygamber’in insanlığa sunduğu bu kurtarıcı reçete nedeniyle Müslüman ve mümin insanı, o nurlu varlığa karşı borçlu olarak tanımlıyor. Kur’an-ı Kerim’den kaynaklanan bu anlayış doğrultusunda bu borcun nasıl ödeneceğine ilişkin ise şöyle diyor:

“İslam’a iman edenler bu borcu ödeyebilir. Bunun yolu onlara gösterilmiştir… Allah yolunda cihad… ‘Allah uğrunda hakkıyla cihad edin’; yani eksiksiz ve tam bir cihad.”

Ona göre tam anlamıyla cihad, yalnızca askeri mücadele değil; ilim, siyaset, marifet ve ahlak alanları da dâhil olmak üzere hayatın bütün alanlarında mücadele etmektir.

Şehit Hamaney’in bu konuşmasında ortaya koyduğu anlayışa göre Allah yolunda cihad, Hz. Peygamber’in insanlığa zulümden, ayrımcılıktan, cehaletten ve fesattan kurtuluş reçetesini sunmasına karşı bir borcun ödenmesidir. Şehit Hamaney bu borcu “hayat hakkı” olarak nitelendirmiştir.

Bu nedenle günümüzde Allah yolunda cihadın en belirgin örneklerinden biri olarak görülen Aksa Tufanı’nın kökleri, Hz. Muhammed’in (s.a.a.) Kur’an ve Muhammedî şeriat aracılığıyla Müslümanlara sunduğu hayat veren reçetede aranmalıdır.

Dolayısıyla zulüm var olduğu sürece Aksa Tufanı da var olacaktır. Muhammedî İslam’ın öğretilerine göre 7 Ekim operasyonu zulme karşı verilen ilk tepki olmadığı gibi son tepki de olmayacaktır.

Bununla birlikte Hz. Peygamber’in sunduğu şifa reçetesinde, zulme karşı askeri müdahaleden önce zalimi engellemek ve zulmü bertaraf etmek için daha kolay bir yol da bulunmaktadır. Bu yol, “Müslümanların düşman karşısında birlik olmasıdır.” Bu birlik, İslam ümmetini gelecekte yaşanabilecek yeni Aksa Tufanlarına ihtiyaç duymaktan kurtarabilir.

İslam Devrimi’nin şehit liderinin Aksa Tufanı’ndan önceki aynı konuşmasında şu ifadeleri kullanmasının nedeni de budur:

“Elbette açıktır ve biz defalarca söyledik: Hiç kimseyi savaşa veya askeri eyleme teşvik etmiyoruz, bundan kaçınıyoruz. Ancak şunu söylüyorum: Birlikte olalım ki Amerika’nın savaş çıkarmasını engelleyelim. Onlar savaş çıkarıyor.”

Ancak bugün, İslam ülkelerinin ABD ve onun “eğitilmiş köpeği” İsrail karşısında caydırıcı bir birlik oluşturamamasının sonucu olarak, Filistin’de ve diğer İslam beldelerinde İslami Direniş Cephesi’nin savaşçıları, Hz. Peygamber’in ortaya koyduğu anlayış doğrultusunda hayatlarının anlamını cihad ve direnişte bulmuş ve bunu bir yaşam biçimi hâline getirmiştir.

not: bu analiz tasnimnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın