Akşener: Soylu Kenara Çekilsin

rasthaber
Rasthaber –  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda
bulundu.

Sözlerinin başında imam Mustafa Demirkan’ın Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e atfen kullandığı ifadelere
tepki gösteren Akşener, “Maalesef Türkiye cami açılışında bile milleti
bölmeyi başaran bir zihniyetle yönetiliyor. Bu kirli zihniyet ne zaman sıkışsa
milletimizi bölmeye çalışıyor. Toplumsal ayrışmadan gerilimden
besleniyorlar” dedi.

Akşener, “Sırf Sayın Erdoğan’a yaranacaklar diye AK
Parti Mahalle Temsilcisi kılıklı sözde din adamları, kutsal mabedimizde
Cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor. Allah bunu yapanları da, yapılmasına
göz yumanları da ıslah etsin” ifadesini kullandı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı büyüme
verilerine de değinen Akşener, “Mesela, yüzde 7 büyümeye rağmen,
esnafımız, çiftçimiz neden hala perişan? Kem küm. Mesela, son bir yılda işsiz
sayımız neden 2 buçuk milyon kişi artarak 10 milyona ulaşmış? Cevap yok”
diye konuştu.

‘Sayın Erdoğan, iş yapıyor gibi görünmek için şekilden
şekile girmekten vazgeç’

Akşener, konuşmasının devamında yeni tip koronavirüs
(Kovid-19) salgınına karşı alınan önlemlere değindi. Akşener, şunları kaydetti:

“Net bir aşı takvimi oluşturulmuş mu? Oluşturulmamış.
Turizm ve konaklamalarla ilgili ne gibi kısıtlamalar var? Belli değil.
Öğretmenlerin kadro beklentilerine bir cevap var mı? Yok. Ne var? Her zamanki
gibi bolca hamaset, birkaç tane de yarım yamalak tedbir var. Bu kapanma
kararının bilimsel bir temeli var mı? Bilim Kurulu ‘Saat 10’dan sonra sokağa
çıkma yasağı getirilmesi virüsü engeller’ demiş midir? Yoksa Erdoğan’ın
‘Dostlar alışverişte görsün’ diyerek aldığı kararlar mıdır? Türkiye Cumhuriyeti
göz kararı ile, Sayın Erdoğan’ın paşa gönlüne göre yönetilecek bir ülke
değildir. Sayın Erdoğan, iş yapıyor gibi görünmek için şekilden şekile
girmekten vazgeç. Ya işini yap ya da sandığı getir. Biz de memleketi hak ettiği
gibi yönetelim.”

‘Zaten yakarsa bu dünyayı garipler yakar’

Akşener, Hatay’da soğan üreticileriyle görüştüğü ziyarete
dair detayları da aktardı. Üreticinin soğanı döktüğünü belirten Akşener,
“Bunu tüketici satın alamıyor, yetiştiren üretici satamıyor. Müslüm
Baba’nın dediği gibi, ‘Yansın bu dünya.’ Böyle bir şey olabilir mi? Zaten
yakarsa bu dünyayı garipler yakar. Aha bu soğan yakacak, bu soğan” diye
konuştu.

‘Milletin gerçekleriyle daha çok yüzleşeceksin’

Akşener, Rize ziyaretinde yaşananlara ilişkin
değerlendirmede de bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ziyaretle
ilgili söylediklerini eleştiren Akşener, şöyle devam etti:

“Erdoğan geçen haftaki grup konuşmasında Rize’deki
provokasyon çalışmasının azmettiricisi olduğunu itiraf etti. Daha başka
planları da olacak ki ‘Bu daha iyi günleriniz’ diye ekledi. Sayın Erdoğan, lafa
gelince Rizelisin ama Rizeli’yi düşünmüyorsun Rize’nin gelini hemşehrilerine
sahip çıktı diye küplere biniyorsun. Sahip çıkmaya devam edeceğim. Köpürsen de,
tehditler savursan da milletimizin yanında durmaya devam edeceğim. Sen daha
dur, senin deyiminle ‘Bunlar daha iyi günlerin.’ Milletin gerçekleriyle daha
çok yüzleşeceksin. Valla ben kayınvalidemi çok seviyorum, aynı evde de
oturuyoruz senelerdir. Tembihi var; garibin yanından ayrılmayacaksın, Rizelinin
de ardında duracaksın.”

‘Benim Sayın Süleyman Soylu ile ilgili herhangi bir
alerjik tutumum söz konusu değildir’

Akşener, konuşmasının son bölümünde hakkında tutuklama
kararı bulunan Sedat Peker’in videolarına değindi. Son haftalarda yaşananları
ibretle takip ettiklerini söyleyen Akşener, meseleye devletin itibarı açısından
baktıklarını ifade etti. “Bu devlet, hepimizin. Devlet insanlığından
nasibini almamışların elinde zarar görmesine asla müsade etmeyiz. Ancak yaşanan
çirkinlikleri göz ardı edemeyiz” diyen Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a
yönelik olarak şunları kaydetti:

“O ne yaptı, gitti kefalet koydu. Sayın Erdoğan, bu
işler öyle bir kişinin çıkıp ortaya kefalet koymasıyla olmaz. Bu işler şeffaf
ve adil şekilde yönetilen yargı süreçleriyle olur. Seni bir kez daha devlet
ciddiyetiyle ve makamının sorumluluğuyla çalışmaya davet ediyorum. Bu önemli
mevkilerde olanların dedikodu usulü iş yapması, başında bulundukları o
bakanlıkların, Adalet Bakanlığı’nın hakimi savcısı, İçişleri Bakanlığı’nın
kolluk kuvvetleri birbiriyle çalışmak zorundadır. Bu nasıl bir devlet yönetme
anlayışıdır?

Bunu samimiyetimle söylüyorum. Bakın durum tahmininizden
vahim, vahim, vahim. İçişleri Bakanı’nın kenara çekilmesinde fayda vardır.
Delilleri toplayacak kolluk kuvvetlerinin rahatlaması için, adalet
mekanizmasının gölgesiz işletilmesi için bu şarttır. Benim Sayın Süleyman Soylu
ile ilgili herhangi bir alerjik tutumum söz konusu değildir. Kendisi benim
babamın oğlu değildir. Devlet aile ilişkisi biçiminde yönetilmez. Görevini
yaptığı zaman alkışlarız, yanlış yaptığı zaman eleştirimizi söyleriz.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın