açıklamalarına karşın şimdi de Biden hükümeti makamları İran ve BERCAM denilen Nükleer
Anlaşma hususunda Trump’ın tutumlarını tekrarlamaya ve onun literatürünü
kullanmaya başladılar.
Bu doğrultuda Amerika dışişleri bakanı Anthony Blinken
Çarşamba günü ilk basın
toplantısında İran hususunda Tahran’ın
BERCAM nükleer anlaşması dahilindeki taahhütlerini tam olarak yerine
getirmesi halinde Amerika’nın da aynı şekilde davranacağını hatırlattı. Anthony
Blinken ayrıca Amerika’nın BERCAM nükleer anlaşmaya geri dönmeyi,
ortakları ile yardımlaşarak İran ile
ilişkilerde sorun yaratan diğer meseleleri de gideren daha güçlü ve daha uzun vadeli bir anlaşmaya
çevirmek istediklerini de sözlerine ekledi.
Görünen o ki
Blinken’in mevcut dönemdeki bu tutumu
Amerika’nın kayıtsız şartsız BERCAM nükleer anlaşmasına geri
dönmeyeceğini ortaya koyuyor. Halbuki
Tahran defalarca Washington’un BERCAM
nükleer anlaşmasına dönüp Trump dönemi
yaptırımlarının kaldırılması halinde
bu anlaşmaya geri dönmeye hazır olduğunu ve bu anlaşma çerçevesinde
taahhütlerini tam olarak yerine getirmeye istekli olduğunu bildirmiştir. Ancak
Biden hükümeti topu İran sahasına atarak
BERCAM nükleer anlaşması taahhütlerinin İran tarafından tam olarak hayata geçirilmesini istiyor. Görünen o ki
yeni Amerika hükümeti makamları
Donald Trump başkanlığı altında
Mayıs 2018’de BERCAM nükleer anlaşmasını terk eden taraf olduğunu
unutmuştur. Trump o dönemde bu anlaşmadan çıkarak İran’a karşı en ağır yaptırımları uygulamaya başladı. İran’ın
BERCAM nükleer anlaşması dahilindeki taahhütlerini kademeli olarak
azaltması ve mevcutta da İran İslami Şura Meclisi’nin yüzde 20’lik zenginleştirme ve zenginleştirilmiş uranyum rezervlerinin
arttırılması hususundaki kararının uygulanması da gerçekte Amerika’nın bu anlaşmaya karşı hasmane
tutumuna ve pratikte bu anlaşmaya taraf olan Avrupalı ülkelerin taahhütlerini yerine
getirmemesine yönelik büyük bir tepki olmuştur.
Bu yüzden mevcut dönemde
Biden hükümetinin özür dileyip BERCAM nükleer anlaşmasına geri dönmek
yerine Tahran’a karşı aşırı
isteklerinden söz etmesi hayret verici
ve şaşırtıcı bir durumdur.
İran İslam Cumhuriyeti’nin
BMT’ndaki temsilciler heyeti
sözcüsü Alireza Miryusefi ise yeni Amerika dışişleri bakanının ilk
açıklamalarına tepki olarak İran değil
Amerika’nın BERCAM nükleer anlaşması ve
2231 sayılı karar dahilindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğini söyledi.
Blinken’in İran’a yönelik aşırı talepliliğinin bir başka
ilginç noktası da İran ile BERCAM
anlaşması ötesindeki konularda da müzakere talebidir. Bu Amerikan makamının kastettiği husus İran’ın füze gücü ve İran’ın bölgesel
siyasetleri ve girişimlerinin de gelecek muhtemel müzakerelere
yerleştirilmesidir. Buna ilaveten
Blinken Amerika’nın ortaklarının da bu sürece dahil olacağını açıkladı. Biden ve dış siyaset takımının önceki
açıklamalarından yola çıkarak bu
ortaklardan kastedilenin Avrupa,
Siyonist Rejim İsrail ve Suudi Arabistan olduğu söylenebilir.
Aslında Biden hükümeti, İran’ın BERCAM anlaşması
dahilindeki nükleer faaliyetlerinin
içeriğini ve bu kısıtlamaların süresini de değiştirmek istemesinin yanı sıra İran’ın füze gücü ve bölgesel
politikalar gibi diğer konularda da Tahran’a müzakereler dayatmak istiyor. Öte
yandan İran sırf BERCAM nükleer anlaşmasına bağlı kalacağını
ve hiçbir şekilde ABD’nin başka konularda müzakere talebinde bulunamayacağını
defalarca tekrarlamıştır.
Tahran’ın bu tutumu, başta Rusya olmak üzere 5 + 1 grubunun
doğu kesiminin üyeleri tarafından desteklenmiştir. Rusya Dışişleri Bakanlığı
yaptığı açıklamada, ABD’nin BERCAM kapsamındaki yükümlülüklerine geri
dönmesinin, İran’a ve anlaşmanın diğer üye ülkelerine ek koşullar dayatmak için
bir bahane olmaması gerektiğini vurguladı.
Ancak kesin olan husus, Biden yönetiminin Trump yönetiminin
İran’a karşı hatalarını düzeltmemesi ve önceki başarısız yolu izlemeye istekli
olması durumunda, İran’ın da maksimum
direnç stratejisini izleyeceği ve nükleer faaliyetlerini nicelik ve nitelik
bakımından geliştireceğidir.
