RASTHABER-İster Suriye’de, ister Yemen’de ve ister Paris’te, masum halkın öldürülmesi kınanmalı ve cezalandırılmalıdır ama Danimarkalı politikacıların tabiri caizse ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ dedirten çelişkili politikaları, ifade özgürlüğü gerekçeleri ve bu konuya dair kırmızıçizgileri düşündürücü ve soru işaretleriyle doludur.
Nesim Online’ın haberine göre, Liberal Parti ve Danimarka Halk Partisi 10 yıl önce, , Müslümanların öfkelenmesine ve hoşnutsuzluğuna neden olan, Hz Muhammed’e hakaret eden karikatürlerin yayılmasını, ülkelerindeki ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek savunmuşlardı. Şimdi ise bu iki parti, ifade özgürlüğünü kısıtlamak için çalışmalarda bulunuyor. Çünkü iki terör unsurunun fotoğraflarının Danimarka’daki sergide gösterilmesi, ağızlarının tadını bozdu.
Geçen hafta Danimarka’nın amfitiyatrosunda, “şehitler müzesi” adı altında bir sergi düzenlendi. Serginin amacı, kendi idealleri için ölen insanları daha yakından incelemekti. Sergide yer alan resimler arasında, Joan Dark, Sokrates ve Rosa Luxemburg’un resimleri göze çarpıyordu ama tartışma, Batılı değerlere göre, iyi insanlar olarak sayılan bu kişilerin yanında, Brüksel’deki terör saldırısına neden olan teröristlerin resimlerinin de yer almasıyla ve Martin Luther King’in “Bir Hayalim Var” adlı ünlü konuşma platformunun yanında, kan banyosuna dönen Paris’te Bataclan konserinin biletleri de bulunmasıyla başladı.

Bu girişim, Danimarka’da bu sergiye karşı tepkilerin oluşmasına neden oldu. Örneğin Peygamber’e hakaret eden karikatürlerin yayınlanmasını savunan partiden olan Kültür Bakanı, bu sergiyi “ahmakça “ olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: “ Roza Luxemburg gibi özgürlük ve medeniyet savaşçılarının bulunduğu bölümde, terör unsurlarının resimlerinin de yer alması bir hatadır.”
Özgür medya platformundan Catherine Winkle ve Alex Ardanstyon ve Danimarka Halk Partisi Sözcüsü de bu serginin yapılmasını eleştirdi ve sergiyi “sapmış” olarak nitelendirerek, “şehit” kelimesinin sadece Hristiyanlara atfedildiğini vurguladılar.
Bu olumsuz tepkiler, Peygamber’e hakaret eden karikatürlerin yayınlanmasını savunmadaki ihtilaflarla şiddetli bir şekilde çelişiyor. Yayınlanan bu karikatürler dünyadaki bir milyar Müslüman’ın öfkesini ayağa kaldırmış ve buna karşı İslam dünyasında protestolar düzenlenmişti. Bu öfke öyle bir boyuta gelmişti ki, birçok ülke Danimarka’nın süt ürünlerini boykot etmişti.

O günlerde Danimarka Başbakanı ve aynı zamanda Liberal Parti üyesi olan Anders Fogh Rasmussen gibi Danimarka’nın siyasi mekanizması, bütün eleştiriler karşısında, Peygamber’e hakaret eden karikatürleri savundular. Halk Partisi eski başkanı da, bu karikatürleri savunmaktan vazgeçmedi ve hatta haberlerin sansürü konusunda uyarıda bulunarak şunları söyledi: “Danimarka yasaları, ifade özgürlüğünü savunmaktadır ve Arabistan’a bir litre süt satmak için bunu bir kenara atmayacağız!”
Hiç kimse teröristlerin masum sivil halka karşı operasyonlarını desteklemiyor. İster Suriye’de, ister Yemen’de ve ister Paris’te olsun, savunmasız halkı öldürmek kınanmalı ve cezalandırılmalıdır. İnsanlığa karşı bu cinayetleri işleyen kişiler, şüphesiz nefret edilen kişilerdir. Ama Danimarkalıların bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirten, ifade özgürlüğü ve bu konudaki kırmızıçizgilerindeki çelişkili politikaları, düşündürücü ve soru işaretleriyle doludur.
