Filistinli Aktivistten Erdoğan’a: Politikasını Gözden Geçirmeli

rasthaber
Rasthaber –  İşgal rejimi İsrail saldırılarına karşı Mescid-i Aksa’nın
gönüllü muhafızları olarak bilinen “murabıtlar”dan olan ve 2014’ten bu yana
işgal güçleri tarafından 28 kez gözaltına alınan Kur’an-ı Kerim öğretmeni
Hatice Huveys, Millî Gazete’ye açıklamalarda bulundu.

Türkiye ile işgalci İsrail rejimi arasındaki “normalleşme”
sürecine dair dikkat çeken ifadeler kullanan Huveys, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’a çağrı yaptı. Hatice Huveys, Erdoğan’ın Herzog ile yapmış olduğu
görüşmeyi reddettiklerini dile getirirken, “İsrail, sadece işgalci ve katildir.
İsrail ile normal bir ilişkimizin olması söz konusu değildir. Bu sebeple Sayın
Erdoğan’dan politikasını yeniden gözden geçirmesini rica ediyoruz” dedi.

Filistin için destansı bir mücadele vermelerine rağmen
ortaya koydukları çabanın yeterli olmadığını söyleyen Hatice Huveys, “Aksa’nın
özgürleştirilmesi için yaptıklarımızı çok az görüyor ve biz şunları şunları
yaptık derken utanıyoruz… Çünkü yaptıklarımızı yeterli görmüyoruz. Aksa,
özgürleştirilmesi için daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Evlatlarımızla,
canımızla, kanımızla ve tüm gücümüzle ve vaktimizle daha fazla direniş
göstermemiz ve çalışmamız gerekiyor” diye konuştu. Millî Gazete’ye vermiş
olduğu röportajda İslam ümmetinin vahdetinin gerekli olduğunun altını çizen
Huveys, halihazırda Mescid-i Aksa’ya girmesinin yasak olduğunu da sözlerine
ekledi.

Röportajın devamı şu şekilde:

Öncelikle sizin gibi değerli bir direnişçi ile röportaj
yapabildiğim için çok memnunum ve size teşekkür ediyorum. Mescid-i Aksa’yı
koruma adına çok değerli bir mücadele veriyorsunuz. Verdiğiniz mücadeleyi kısaca
anlatabilir misiniz?

Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’daki mücadelemiz toplumsal bir
mücadeledir. İbadet ve Aksa’ya yakın olma yoluyla bu mücadeleyi veriyoruz.
Rabbimiz Allah (C.C.) Ali İmran Suresi 200. Ayet’inde bizlere şöyle buyuruyor:
‘Ey iman edenler! Sabredin; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın;
cihat için hazırlıklı olun ve Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.’
Mescid-i Aksa’daki varlığımız, onu korumamız ve savunmamız ancak ribat (nöbet)
ibadeti yoluyla mümkündür. Bu nöbetin belli bir vakti yoktur ve daima
gerçekleştirilmelidir. Ama bazı vakitler var ki; Siyonistlerin ve işgalci
yerleşimlerin Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenlediği zamanlar gibi, bu
vakitlerde nöbetimize daha fazla odaklanıyoruz. İşgalciler ribatların Mescid-i
Aksa’yı korumada büyük bir etkisi olduğunu görünce, biz nöbetçilere adeta savaş
açtı. Başlangıçta, ilim ve sohbet gruplarımızı yasakladılar. Daha sonra bizleri
kanun dışı olarak yaftaladılar. Bizleri kanun dışı olarak görür görmez bizleri
Aksa’dan kovmaya, uzaklaştırmaya çalıştılar. Rabıt ve murabıt ile alakalı kim
var kim yok ise ister kadın ister erkek olsun, saldırıya ve tutuklanmaya maruz
kaldı. Bu dönemden sonra işgalciler daha da katılaştı. Kendi bayramlarında,
bizleri Aksa’dan uzaklaştırıp, soyutlamaya çalıştılar. Kadın ve çocukların
Aksa’ya girişini yasaklayıp sadece yaşlıları içeri almaya başladılar. Yahudi
bayramlarında, işgalcilerin Aksa’da sayıları Müslümanlardan daha fazla olmaya
başladı. Bununla birlikte işgalci İsrail, bizlere uzaklaştırma cezaları uyguladı.
Bu cezalar bazen haftalar bazen de aylar sürebiliyordu. Ama son dönemde bu
uzaklaştırma cezalarını 6 aya kadar uzattılar. 6 aylık uzaklaştırma cezası
bitince, hemen ardından başka bir 6 aylık uzaklaştırma cezası daha
uyguluyorlar. İşgalci İsrail, Mescid-i Aksayı koruyan ve kollayan ne kadar
unsur varsa ki bunların arasında, şeyhler, alimler, hocalar, vaizler, imamlar,
hatipler, temizlik görevlileri vs. var, hepsini zamansal ve mekansal olarak
uzaklaştırdılar… Hali hazırda ben Aksa’dan uzaklaştırılmış bulunmaktayım.
Aksa’ya girmem yasaklandı. Biz rabıtların Aksa’daki varlığı baskın yapan
işgalci yerleşimlerin güvenliğini tehdit ediyormuş ve rahat olamıyorlarmış
orada… Bizim Aksa’daki varlığımız orada kaosa sebebiyet veriyormuş… Tüm
ithamlardan uzak olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bu ithamlarla, Müslümanların
Aksa’da cemaatle namaz kılmalarını, Kur’an okumalarını, ilim sohbetleri
düzenlemelerini yasaklamayı amaçlıyorlar. Bizi uzaklaştırarak, işgalcilerin
oradaki varlığını artırmayı ve daha fazla baskın yapmayı amaçlıyorlar. Bizim
varlığımızın, Aksa’da toplanmamızın kaosa sebebiyet verdiğini iddia ederek,
bizi Aksa’da uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

 “ÜMMETİN
VAHDETİ, KURTULUŞUMUZA SEBEP OLABİLİR”

Son olarak, Filistin’in özgürlüğe kavuşması doğrultusunda
vahdetin önemi nedir?

Selahaddin Eyyubi, (Allah rahmet eylesin) vahdetin önemini
idrak ederek, Kudüs’ü fethedip özgürlüğüne kavuşturdu. Biz bir olduğumuz
sürece, Allah (C.C.) bizim hedefimize ulaşmamızda bizlere yardımcı olacaktır.
Ümmetin vahdeti, kurtuluşumuza sebep olabilir. Eğer birbirimizden ayrı
düşersek, herkes kendi çıkarının derdine düşerse, kendi ülkesinin çıkarını
düşünürse, Mescid-i Aksa’yı özgürlüğüne kavuşturamayız.

Filistinliler olarak İsrail’in birçok zulümleriyle karşı
karşıyasınız. Tüm bunlara rağmen yenilmemeyi, dik durmayı nasıl başarıyorsunuz?

Mescid-i Aksa mübarek olduğu kadar, ihtişamlı ve değerlidir.
Aksa için yaptıklarımız az bile kalır. Mescid-i Aksa’nın özgürleştirilmesi için
canımızla, kanımızla, malımızla, cihadımızla çalışmamız gerekiyor. Filistin’i,
Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı özgürlüğüne kavuşturmak için her mücahid, her
mücahide, her Filistinli canla başla bu direnişin içinde yer almalı ve yer
alıyor da… Aksa için ödediğimiz bedel tüm yaptıklarımıza rağmen az kalıyor.
Aksa’nın özgürleştirilmesi için yaptıklarımızı çok az görüyor ve biz şunları
şunları yaptık derken utanıyoruz… Çünkü yaptıklarımızı yeterli görmüyoruz.
Aksa, özgürleştirilmesi için daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Evlatlarımızla,
canımızla, kanımızla ve tüm gücümüzle ve vaktimizle daha fazla direniş göstermemiz
ve çalışmamız gerekiyor

Filistin’in özgürlüğe kavuşması doğrultusunda,
Türkiye’den beklentileriniz nelerdir?

Türkiye’den Filistin’in ve Kudüs’ün özgürleştirilmesi
doğrultusunda çok şey bekledik ve halen bekliyoruz. Hakikaten Türkiye, hem
yönetimi hem de halkı ile Filistin davasına olan desteğinden ödün vermedi. Yani
maddi ve manevi olarak destekledi ve birçok panel, oturum ve çalışmaya imza
attı. Sayın Erdoğan’ın, işgalci İsrail Cumhurbaşkanı ile görüşmesini
reddediyoruz ve kendisinden bu adımı ve politikasını düzeltmesini rica
ediyoruz. Tüm Filistin aşıkları ve direniş sevdalıları gibi, bizim görevimiz de
atılan bu yanlış adımı düzeltmek, onunla yüzleşmek ve tüm kalbimizle
reddetmektedir. Bizlerin işgalci İsrail ile ilişkileri yeniden canlandırmak
gibi bir durumumuz olamaz. Çünkü İsrail sadece işgalci ve katildir. İsrail ile
normal bir ilişkimizin olması söz konusu değildir. Bu sebeple Sayın Erdoğan’dan
politikasını yeniden gözden geçirmesini rica ediyoruz.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın