Hizbullah Türkiye’nin Darbe Girişimi Sonrası Politikaları Hakkında Ne Düşünüyor?

rasthaber

RASTHABER- Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Naim Kasım Tesnim Haber Ajansı’na verdiği röportajda Lübnan ve Suriye’de yaşanan gelişmeler başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmeleri değerlendirdi.

Şeyh Naim Kasım ile gerçekleştirilen röportaj şu şekilde:

Tesnim: Amerika’daki Başkanlık seçimleri ve sonuçları hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Şeyh Naim Kasım: Bizim için önemli olan şey, Amerika Başkanı’nın özellikle bölgemiz olmak üzere, Amerika’nın sorunlu olduğu ülkeler ile ilgili konularda dış meselelere nasıl baktığı ve davrandığıdır.

Bizim için Amerika Başkanı’nın ismi önemli değildir. Başkanlık seçimlerinde Trump’ın seçilmesi belki bazıları için çok şaşırtıcı olmuş olabilir. Ama bizim için önemli olan Trump’ın görevin başına geçmesiyle birlikte, Washington’un Suriye, İran’ın Nükleer meselesi, Filistin ve Yemen konusunda politikasının ne olacağıdır.

Çünkü Amerika’nın Ortadoğu’daki rolü ve müdahalesi her zaman olumsuzdur. Bu durumda Amerika Başkanı, Amerika’nın bölgedeki yanlış politikalarını yeniden gözden geçirecek ve bu politikaları değiştirecek mi? Bekleyip göreceğiz.

Ama genel olarak Amerika hükümetlerinin bölge meseleleriyle ilişkisi her zaman olumsuzdur. Çünkü bu ülke her zaman Siyonist düşmanı önceliği olarak karar kılmaktadır. Bölgeye ve petrol kaynaklarına hâkim olmak da bu ülkenin ikinci önceliğidir.

Bu yüzden bu konular Amerika’nın odağı olduğu sürece bizim milletimiz Amerika’nın politikasından hiçbir fayda sağlayamayacak ve hatta zarar görecektir.

Tesnim Haber: Donald Trump yeni koalisyonlar ve yeni müttefikler konusundaki açıklamalarında ciddi mi?

Şeyh Naim Kasım: Amerika Başkanı’nın Başkanlık seçimlerinden önceki ve sonraki konuşmaları ve açıklamaları arasında çok az bir fark var. Bu yüzden Donald Trump’ın seçimlerinden önceki açıklamaları ve sözleri dikkate alınmalıdır. Aslında Trump’ın seçimlerden sonra verdiği sözlerde ihtimaller ve şüpheler bulunmaktadır. Örneğin Trump, Beşşar Esad ile değil teröristlerle mücadele edilmelidir dediğinde, “Acaba Trump, Suriye hükümeti ile iş birliği içerisinde bu ülkedeki krizi siyasi olarak mı çözmek istiyor yoksa IŞİD’e karşı saldırılarını arttırmak ve Suriye krizini kendi haline bırakmak mı istiyor” şeklinde sorular gündeme geliyor.

Bu iki soru arasında büyük fark var. Ama Trump’ın başkanlığında Suriye krizinin çözülmesi için Obama’nın yürüttüğü politikalardan daha fazla çözüm yolu bulunabileceği mümkün gibi görünüyor.

İran’ın nükleer meselesi hakkında ise herkes şunu bilmelidir ki, bu konu Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi’nde halledilmiştir. Eğer Amerika bunu değiştirmek isterse, bu tek taraflı olacaktır. Çünkü fiili olarak Amerika bu anlaşmaya bağlı kalmamıştır.

Amerika’nın yeni başkanının bunun uygulanmamasını vurgulaması mümkündür. Çünkü Obama her zaman Nükleer Anlaşma’nın uygulanmasının gecikmesi ile ilgili olarak, bankaların ve şirketlerin Nükleer Anlaşmanın uygulanmasını geciktirdiğini öne sürdü. Ama Amerika Güvenlik Konseyi’nin gözetiminde Nükleer Anlaşma iptal edilemez.

Tesnim Haber: Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hizbullah’ın adayının kazanması dikkate alındığına, direniş eksenin zaferlerinin Lübnan’da sonuç verdiği söylenebilir mi?

Şeyh Naim Kasım: Hiçbir zaman Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bizim Lübnan’da ya da bölgede sergilediğimiz tutumun bir sonucu olduğunu düşünmedim.

Bize göre bu seçimler Lübnan’da yapılmalıydı. Biz seçimlerin yapılması gerektiğini ve başarıyla sonuçlanacağını açıkça dile getiren ilk kişilerdik. Ayrıca Lübnan’ın gelecek Cumhurbaşkanının Lübnan halkı tarafından kabul edilen biri olması ve stratejik olarak Lübnan’ın bağımsızlığını ve direnişini desteklemesi gerektiğini vurguladık. Şimdi yapılan seçimlerde Hizbullah kazandı. Bu Lübnan halkının lehinedir. Tabi Lübnan’daki gelişmelerin değişeceğine dair ümidini yitiren dış etkenler Lübnan’daki diğer hareketler ve taraflar üzerinde etki bıraktılar. Bu nedenle Lübnan Cumhurbaşkanlığı için Hizbullah’ın adayı Mişel Avn’nın seçilmesini onayladılar. Bu iyi bir gelişmedir. Biz hükümetin kurulması konusunda da işbirliği yapacağız.

Tesnim Haber: Hizbullah bölgenin gücüdür desek çok mu abartmış oluruz?

Şeyh Naim Kasım: Eğer gerçekçi olmak gerekirse, Hizbullah bölgesel bir güç haline dönüştü. Hizbullah’ın Siyonist düşman karşısında, tekfircilerle mücadelede ve direniş ile yaptığı iş birliğindeki rolü, Hizbullah’ın bölgesel bir güç haline dönüştüğünü gösteriyor. Bölgede yaşanan gelişmeler de bunu doğruluyor.

Lübnan Hizbullah Hareketi bölgede yaşanan gelişmelerdeki etkisi nedeniyle bölgesel bir güç haline dönüştü. Mesela Hizbullah, düşman İsrail’in 2006 yılındaki saldırısıyla yapılmak istenen yeni Ortadoğu senaryosunu fark etti. Bu senaryo planını Amerika Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın da açıkça dile getirmişti. Hizbullah bu planı etkisiz hale getirdi.

Çünkü İsrail 2006 yılındaki savaşta yenildi. Hizbullah’ın zaferi yeni Ortadoğu olarak adlandırılan bölgesel senaryoyu etkisiz hale getirdi. Sadece böyle bir plan karşısında duran kişi bölgesel güç olabilir. Bu olaydan sonra Hizbullah’ın bölgesel bir güç olduğu kanıtlandı. Bu güç Suriye’de son birkaç yılda yaşanan gelişmelerle birlikte yeniden kendini gösterdi.

Çünkü bizim Suriye’deki askeri ve maddi olarak kapsamlı bir şekilde varlığımız ve Hizbullah’ın fedakarlıkları eşsiz ve benzersizdi. Biz zor günlerde Suriye hükümetine destek verdik. Bu durum bölgedeki denklemleri değiştirdi.

Hizbullah’ın Irak’ta da IŞİD’e karşı savaşa katılarak eğitim, koordinasyon ve işbirliği rolü oynadı. Çünkü Iraklıların askeri komutanlara ihtiyacı yok. Bizim Yemen’deki rolümüz de sadece askeri uzmanlık ve danışmanlık hizmetiyle sınırlıydı.

Seyyid Hasan Nasrallah’ın Hizbullah kuvvetlerinin sadece zafere ulaşıldığında Suriye’den çıkacağı yönündeki açıklamaları Lübnan hükümet heyetinin hakkında bildiri yayınladığı küçük bir konu değil ve bu konunun daha geniş boyutlarda Lübnan’ın bölgesel gelişmelerdeki dahili durumu üzerinde etkisi olacak. Bu durum, tekfircilerin ve müstekbiretin eline geçmemesi için Hizbullah’ın Suriye’yi terk etmemesine neden olacaktır.

Tesnim Haber: Suriye’nin El-Kasir şehrinde düzenlenen Hizbullah’ın geçit törenleri hangi mesajı taşımaktadır ve bu törenlerin düzenlenmesinin amacı nedir?

Şeyh Naim Kasım: Bizim, Hizbullah’ın teröristlerle savaşta ya da IŞİD ile mücadelede kuvvetleri arasındaki uyum ve işbirliğini göstermek için El-Kasir ya da herhangi bir bölgede askeri geçit töreni düzenlemeye ihtiyacımız yok.Suriye’deki gelişmeler askeri geçit töreninden daha fazla olarak Hizbullah’ın gücünü göstermektedir. Hizbullah kesinlikle Suriye’de aktif bir rol oynamaktadır ve fazlasıyla tecrübe kazanmıştır. Bu yüzden Hizbullah’ın direnişi, direniş hareketinden daha büyük ve ordudan daha küçüktür. Biz direnişin yeni bir sınıfında daha tecrübe kazanmaktayız.

Tesnim Haber: Gelecekte Hizbullah ve İsrail arasında bir çatışma yaşanması ihtimali var mı?

Şeyh Naim Kasım: Şu an Hizbullah ve düşman İsrail arasında bir savaş yaşanması çok uzak bir ihtimal ve Hizbullah’ın savaş başlatmak gibi bir niyeti yok. Ama düşman İsrail Hizbullah ile savaşın ağır maliyeti olacağını çok iyi biliyor. Çünkü İsrail, Hizbullah’ın Suriye savaşında elde ettiği gelişmiş tecrübelerinin düzeyini biliyor. Bu yüzden Hizbullah ile savaşa girmek İsrail’in lehine olmayacaktır.

Öte yandan, düşman İsrail iç meselelerden ve krizlerden sıkıntı çekiyor. Savaşta Hizbullah’ın çehresinin daha da parlamasından korkuyor. Bu yüzden de İsrail Hizbullah ile yeni bir savaşı tecrübe etmeye hazır değil. Aynı zamanda Hizbullah’ın da böyle bir savaş için son derece hazırlıklı olduğunun bilincinde.

Tesnim Haber: Hizbullah bölgedeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?

Şeyh Naim Kasım: Bölgede denklemleri değiştirecek geniş çaplı gelişmeler yaşanıyor. Özellikle diğer krizlerin başlangıcı olan Suriye krizi konusunda, Direniş ve İsrailli Amerika olmak üzere iki eksen bulunuyor. Ama bu krizlere karşı direniş içerisinde ihtilaflar bulunuyor.

Mesela Rusya açık bir şekilde bu krizler karşısında nasıl bir çözüm yolu bulmalı. Rusya, Direniş’in önem verdiği kadar Filistin meselesine önem vermiyor. Rusya’nın İsrail’e karşı tutumu tamamen siyasidir.

Ama Türkiye’nin bölgede yaşanan gelişmeler karşısındaki tutumu hakkında şunu söylemeliyiz ki, Türkiye’nin Rusya ve İran ile iyi ilişkileri bulunmaktadır. Ama bu ilişkiler tamamen zahiridir. Türkiye bu süreci fırsat bilmektedir ve ihtiyatlı bir şekilde NATO’nun ekseninde adım atmaktadır.

Tesnim Haber: Türkiye’deki darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Türkiye’nin Rusya ve İran ile ilişkilerinin yakınlaşması hakkında sizin düşünceleriniz nelerdir?

Şeyh Naim Kasım: Türkiye darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Rusya ve İran’a olumlu sinyaller gönderdi ve bu ülkeler arasındaki ilişkilerin ılımlı hale geldiği yönünde söylentiler duyulmaya başladı. Ama darbe girişiminden üç hafta sonra Türkiye tamamen eski duruşuna ve tavrına döndü. Bu durum, Türkiye’nin Amerika’yı NATO’da Türkiye lehine hareket ettirmeye çalıştığını gösterdi. Çünkü Amerika Türkiye’ye bir ortak olarak bakmaması gerektiğini çünkü Türkiye’nin duruşunu direniş ekseni lehine çevirebileceğinin mümkün olduğunu anladı.

Biz Rusya’nın petrol, gaz ve diğer kaynaklarıyla Türkiye’ye baskı uygulayabileceğini söylediğimizde, akıllara acaba bu konu Türkiye ya da Rusya’yı etkiler mi? sorusu geliyor. Bölgede menfaatler oyunu var ve oyuncular ekonomik menfaatler ve konularla kapsamlı olarak birbirleriyle ilişki kuruyorlar. Ama iki ülkenin Suriye hakkındaki ihtilafları siyasi ihtilaflardır. Türkiye’nin Suriye’ye ve diğer ülkelere olan sınırı belirlidir ve buralara işgalde bulunmak bölge ülkeleri arasında savaşa neden olacaktır.

Tesnim Haber: Direniş ekseni Rakka ve Deyrizor’daki uluslararası koalisyonu kabul ediyor mu?

Şeyh Naim Kasım: Uluslararası koalisyonun IŞİD ile mücadele bulunduğunu iddia ettiği Suriye’deki Rakka ve Deyrizor ile ilgili gelişmeler, Suriye hükümeti ve müttefiklerinin asıl hedefi değil.

Çünkü direniş ekseni Halep’te ve Suriye’nin diğer bölgelerinde meşguller. Şu an Rakka ve Deyrizor’a değinmek istemiyorlar. Burada asıl soru şu, “Acaba diğer taraf yani uluslararası koalisyon Rakka ve Deyrizor’u IŞİD’in elinden kurtarma konusunda ciddi mi, değil mi?” Bana göre eğer uluslararası koalisyon Rakka ve Deyrizor’u kurtarırsa ve bu konuda ciddi ise bu Suriye hükümeti için bir sorun teşkil etmez.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın