İran’ın Gücü ve Amerika’nın Zayıflığı

rasthaber

Rasthaber –  Amerika Başkanı Donald Trump her daim İran İslam Cumhuriyeti
aleyhinde hasmane bir tutum sergilemiş ve İran yönetimini zayıflatmak ve
Washington’un isteklerine boyun eğdirmek için maksimum baskı siyasetini
izlemiştir. Bu çerçevede Trump hükümeti İran’a görülmemiş yaptırımlar uygulayıp
Fars Körfezi bölgesinde askeri varlığını arttırarak bu hedefini gerçekleştirmek
istese de büyük başarısızlıklar ile karşılaşmıştır.

Bu doğrultuda Demokrat Senatör Chris Morphy neredeyse tüm
alanlarda İran’ın Batı Asya’da Amerika’dan daha güçlü olduğunu ve Amerika’nın
son dört yılda zayıfladığını söyledi.  Bu
Amerikalı senatör İran’ın askeri uydusunun başarılı bir şekilde fırlatmasına
değinerek Trump’ın bu siyasetlerinin İran’ı daha da güçlendirdiğini
söyledi.  Murphy Twitter’daki mesajında
şöyle yazdı: “Trump’ın siyasetinin
ne kadar facia yarattığını söylemek zordur…. İran, neredeyse tüm alanlarda
Batı Asya’da dört yıl öncesine göre daha güçlü olmuş ancak Amerika daha da
zayıflamıştır. “

Amerikalı senatörün İran’ın gücü ve Amerika’nın zayıflığı
ile ilgili itirafı Trump’ın iddialarına
rağmen Beyaz Saray’ın Tahran’a yönelik baskı siyasetinin etkisiz ve nafile
olduğunu gösteriyor.  Trump ister seçim
kampanyalarında ister daha sonra Beyaz Saray’a koltuğa oturduktan sonra  İran İslam Cumhuriyeti yönetimini devirme
siyasetini uygulamıştır. Amerika’yı Nükleer Anlaşmadan çekip İran’a yeni
yaptırımlar uygulayarak  maksimum baskı
siyaseti çerçevesinde İran ile ekonomik bir savaşa girip 2019 yılında da
İran’ın Amerika’nın Fars Körfezi ve bölgedeki ortaklarına tehdidi bahanesi ile
deniz koalisyonu oluşturup İran’a karşı askeri tehdit aşamasına ayak bastı.

Trump hükümeti Tahran’ı Washington’un isteklerine karşı
teslim ettirmek için tarih boyunca görülmemiş yaptırımları İran milletine karşı
uyguladı ve zaman zaman da bu uzun yaptırımlar listesine yenilerini ekledi.

Buna rağmen İran, Amerika’nın bu tehditlerine kesin karşılık
verip her gün de farklı boyutları ile gücünü genişletmeyi başarmıştır. Bu
doğrultuda İran, Avrupa’nın nükleer anlaşmadaki taahhütlerine bağlı
olmamasından dolayı beş aşamalı olarak bu anlaşmadaki taahhütlerini azaltmaya
başlayıp barışçıl nükleer faaliyetlerine yeniden başladı. 

Senatör Murphy ise bu hususta şöyle yazıyor: “Trump
nükleer anlaşmayı yok edip İranlıları yeni ve daha iyi bir anlaşmaya zorlamak
için uluslararası baskıları yeni bir sistemde yürüteceğini vadetti.  Açık ve net böyle bir proje yenilgiye
uğradı.  Hiç kimse bu yeni tehditlere
katılmadı ve İran da nükleer çalışmalarına yeniden başladı ve yeni ve daha iyi
bir anlaşma da olmadı. ”

Senatör şöyle bir itirafta da bulundu: “Trump’ın
diplomatik anlamda Nükleer Anlaşmadan çıkması, tek taraflı ekonomik yaptırımlar
ve  stratejik olmayan körü körüne izlenen
askeri gerilim siyaseti hiçbir avantaja yol açmayıp sırf İran’ın işine
yaradı.  Onlar daha güçlüler biz daha
zayıf. Uydu fırlatmaları da bunun bir kanıtıdır. “

Washington’un topyekun yaptırım baskılarına rağmen  İran özellikle de ileri teknolojilerde büyük
başarılar elde etmiştir.  Bunun açık bir
örneği de Kâsıd uydu taşıyıcısı ile Nur askeri uydusunun uzaya fırlatılması ve
yörüngeye yerleşmesi idi.  Bu fırlatma
ise askeri uzmanların da şaşkınlığına yol açtı. Amerika ise bu hususa pasif bir
şekilde yaklaşarak  İran’ın bu
girişiminin BMT Güvenlik Konseyinin 2231 sayılı kararının ihlali olduğunu öne
sürdüler.  Bu çerçevede Amerika Dışişleri
Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus ise ülkesinin bu hususu BMT Güvenlik Konseyine
götüreceğini söyledi. Buna rağmen bu iddia Rusya dahil 4+1  ülkelerinin onayı ile karşılaşmadı.  Bu çerçevede Rusya Federasyonu dış ilişkiler
komitesi başkanı Konstantin Kasaçov 
İran’ın uzaya askeri uydu fırlatmasının bir ihlal olmadığını söyledi.

Böylece Senatör Murphy’nin de itiraf ettiği gibi Trump
hükümeti İran karşısında hiçbir savunulacak ve başarılı bir karne çizmemiş ve
Trump’ın tüm lafazanlıklarına rağmen onun İran’a karşı siyasetleri
başarısızlıktan ibaret olmuştur.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın