Şeria’daki liderlerinden biri olan Şeyh Hazar Adnan, İran İslam Cumhuriyeti’nin
Filistin halkının meşru direnişine verdiği sarsılmaz ve sürekli desteği takdir
etti.
Şeyh Adnan, Gazze’deki Tesnim Haber Ajansı muhabirine
verdiği röportajda şunları vurguladı: ‘İşgalcilerin suç ve cinayetleriyle
mücadele etmenin tek yolu direnişin kapsamını genişletmek ve birlik ve
beraberliği artırmaktır ve direniş yolunda şehitlerin kanı bizim ışığımız
olacaktır.
Fırsatı işgalcilerden almalıyız. Bunun için tüm
Filistinlilerin çabalarının ve işgalcilere karşı birlik ve beraberliğin artması
gerekmektedir.’
Şeyh Adnan, pozisyonların birleştirilmesi, Filistin direnişi
etrafında çember oluşturulması ve küresel istikbar tarafından mali ve askeri
olarak geniş çapta desteklenen bir rejim olan Siyonist rejimin savaş
makinesinin ilerlemesine karşı direnişin gücünü ve deneyimlerini artırmak için
uyanık olunması ve çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.’
İslami Cihad hareketinin önde gelen bu üyesi röportajın
devamında, Filistin Yönetimi’nin yaklaşımını ve bunun Siyonist rejimin direnişe
karşı düşmanca eylemleriyle tamamen aynı yönde olmasını eleştirerek şunları
söyledi: ‘Filistin Yönetiminin Cenin’deki şehit cenazesine ve Beytüllahim’deki
özgürleri karşılama törenine saldırı ve hakaret konusundaki son eylemeleri
talihsizliktir.’
Şeyh Adnan, İran İslam Cumhuriyeti’nin rolünü ve Filistin
direnişine koşulsuz desteğini takdir ederek şu ifadelerde bulundu: ‘Biz,
Filistin halkının işgalciler tarafından öldürülmesini izleyen ve onlarla
ilişkilerini normalleştiren Filistin etrafındaki Arap uzlaşmacıları rezil eden
ve hayati ve önemli bir mesele olan direnişin temel destekçisi İran gibi
Filistin’e maddi ve manevi destek veren tüm ülkelere teşekkür ediyoruz.’
Şeyh Adnan, Filistin halkına verdikleri sürekli destek için
İran İslam Cumhuriyeti’ni ve halkını selamlayarak şunları söyledi: ‘Mekke ve
Medine’yi isteyen Mescid-i Aksa’yı korumalıdır, İslam’ı isteyen Filistin’i ve
Filistin’deki cihadı korumalıdır. İslam, Filistin ve cihad birbirinden
ayrılamaz üçlüdür.Kimse, İslam’ın bayrağını yükseltmek istediğini ve aynı
zamanda Müslümanların ilk kıblesine hakaret eden işgalcilerle ilişki kurmak
istediğini söyleyemez.’
