basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. NATO Zirvesi’ni
değerlendiren Karamollaoğlu, “Her zaman olduğu gibi bu zirvede de
insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara dair somut ve kalıcı hiçbir adım
atılmadı. Gerçekleşen zirvede şişme botlardan kıyıya vurarak can veren yavrular
için ve tüm dünyanın gözü önünde fütursuzca katliamlar gerçekleştiren ülkeleri
önlemek adına hiçbir somut karar çıkmadı.” dedi.
Joe Biden’ı sözde Ermeni Soykırımı iddialarına dair hesap
sorulacağının söylendiğini hatırlatan Karamollaoğlu, “Sözde Ermeni
Soykırımı iddialarını diline dolayan ABD Başkanına bunun hesabı sorulacaktı ama
bırakın hesap sormayı Cumhurbaşkanı ülkemizi ilgilendiren bu kadar önemli bir
konu için hamdolsun gündeme gelmedi ifadesini kullandı.” ifadelerini
kullandı.
Saadet lideri Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar
şöyle:
24 yıl önce 15 haziran 1997’de, öncülüğünü Türkiye’nin
yaptığı D-8 Ekonomik İş Birliği Teşkilatı’nın 24. Kuruluş Yıl Dönümü
programımıza iştirak eden tüm misafirlerimize tekraren teşekkür ediyorum.
D-8’in teşekkül etmesi için büyük gayretler ortaya koyan Prof. Dr. Necmettin
Erbakan Hocamız başta olmak üzere, bu teşkilatın kuruluşunda emeği geçen
herkesi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum.
Bugün geldiğimiz noktada D-8’lerin kıymeti çok daha iyi
anlaşılmaktadır. Ne yazık ki bugün İslam dünyası başta olmak üzere tüm dünyada
kan, zulüm, gözyaşı ve büyük adaletsizliklerin pençesinde kıvranan insanlar
var. Maalesef geçmişte yaşanmış vahşet, kıyım ve barbarlıkların dahi çok
ötesinde ağır bir tablo ile karşı karşıyayız bugün. İşte böyle bir tablo
karşısında D-8 büyük bir umuttur. Tüm
dünya mazlumlarının, mağdurlarının ve mahzunlarının bu umudunu yeşertmek Yeni
bir Dünya için gayret göstermek ise hepimizin vazifesidir. Dünyanın birçok farklı
noktasında çocuk, kadın, yaşlı ayırt etmeksizin yüz binlerce insan zulme
uğramaktadır. Bugün ihtiyacımız olan şey günü birlik hamasi nutuklar değil
D-8’lerin kuruluşunda ortaya konan ufuk ve vizyondur. Zaman laf değil, icraat
zamanıdır. Rehber alınacak temel prensipler ise şunlardır. Savaş değil, barış.
Çatışma değil, diyalog. Çifte standart değil, adalet. Üstünlük değil, eşitlik.
Sömürü değil, hakça paylaşım. Baskı ve zulüm değil gerçek manada demokrasi ve
insan hakları.
Brüksel’de NATO Liderler Zirvesi gerçekleştirildi. Her zaman
olduğu gibi bu zirvede de insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunlara dair somut
ve kalıcı hiçbir adım atılmadı. Gerçekleşen zirvede şişme botlardan kıyıya
vurarak can veren yavrular için ve tüm dünyanın gözü önünde fütursuzca
katliamlar gerçekleştiren ülkeleri önlemek adına hiçbir somut karar çıkmadı.
Bir kez daha anlaşıldı ki dünyanın karşı karşıya kaldığı problemlere neden
olanlar insanlığın kanayan yaralarına, problemlerine merhem ve çözüm
üretemiyorlar. Bir bakan, Afyon’un Güney Beldesi’nde yapılacak seçimleri
kendilerinin kazanmasının ABD’ye bir meydan okuma ve ders olacağını söyleyecek
kadar ileri gitti. Vay insafsızlar vay.
S-400’leri kullanabilecek miyiz, parasını ödediğimiz
F-35’leri teslim alabilecek miyiz? Belli değil. Sözde Ermeni Soykırımı
iddialarını diline dolayan ABD Başkanına bunun hesabı sorulacaktı ama bırakın
hesap sormayı Cumhurbaşkanı ülkemizi ilgilendiren bu kadar önemli bir konu için
hamdolsun gündeme gelmedi ifadesini kullandı. Ne yazık ki dış politikadan
ekonomiye, sağlıktan eğitime, içtimai hayatımızdan devletin tüm kurumlarına
varıncaya dek büyük bir savrulmuşluk, tutarsızlık ve dağınıklıkla karşı
karşıyayız.
İktidarın politikalarında devletimizin ve insanımızın
çıkarları değil günü birlik çıkarlar söz konusu. Vatandaşımızın problemleri
değil, seçim hesapları önceleniyor. Birlik ve beraberliğimizin değil ittifak
ortaklıklarının devamlılığından dem vuruluyor. Biz bu anlayışa, gidişata, tutum
ve davranışlara kökten karşıyız. Karşı karşıya kaldığımız bugünkü tabloyu
ülkemize yakıştıramıyoruz. İnsanımızın çok daha iyi şartlara layık olduğunu
biliyoruz. Biz ülkemizde insanımızın rahat bir nefes alacağı bu dağınıkların
giderileceği hızlı bir toparlanma sürecinin inşasının zaruri ve de mümkün
olduğuna inanıyoruz.
EYT ve KHK mağduru on binlere, KYK borçlusu binlerce mezun
gencimize sesleniyorum, emin olun, hiçbir zaman bu problemlerin altında
ezdirilmeyecek ve büyük sıkıntıların altına sürüklenmeyeceksiniz. Özellikle
gençlerimize sesleniyorum. umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmaya hiç gerek yok.
Ektiğinin karşılığını alamayan çiftçilerimiz alın terinin karşılığını alamayan
işçilerimiz, açlık sınırının altında ücretle hayata tutunmaya çalışan asgari
ücretlilerimiz. Problemlerin çözümünün sanıldığı gibi zor ya da imkansız
olmadığını göstereceğiz.
Siyasi-bürokrat-iş adamı-mafya çemberinde dönen binlerce
liralık tatillere, milyon dolarlık ihalelerde geçen rüşvetlere, yolsuzluklara,
kamu kaynaklarının çarçur edilmesine bakıp da meselelerin çözümünün zor olduğu
zannına kimse kapılmasın. Sizler tarafından yetkilendirildiğimiz zaman devletin
tüm kurumlarını saran bu müsilajları temizleyip, kaynaklarımızı da insanımıza
aktarmakta kararlıyız. Bu kadar basit mi? Evet, basit. Sadece zihniyeti
değiştireceğiz. Milletimiz tarafından devlet yönetme sorumluluğu omuzlarımıza
yüklendiğinde bu yetkilendirmenin tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine
getireceğimize hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, işsizlik gibi sorunlara
neşter atacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
