Middele East: İran Direnişle Bağımsızlığını Bir Kez Daha Kanıtladı

rasthaber
Rasthaber –  Londra merkezli bir haber sitesi, ABD’nin çabalarına rağmen
İran’ın silah ambargosunun sona ermesini Tahran için diplomatik bir zafer
olarak nitelendirdi ve İran’ın kendi politikalarını izleyen Ortadoğu’daki
bağımsız ülkelerden nadir bir örnek olduğunu yazdı.

BM Güvenlik Konseyi tarafından İran’a uygulanan 13 yıllık
silah ambargosu, Nükleer Anlaşma’nın teyit ettiği 2231 kararı uyarınca Pazar
günü sona erdi.

Middle East Monitor haber sitesi konuyla ilgili olarak
şunları yazdı: ‘Bu, İran’ın konvansiyonel silahları alıp satabileceği anlamına
geliyor. Bu aynı zamanda, son iki aydır kısıtlamaları genişletme çabaları,
Güvenlik Konseyi üyelerinden Çin ve Rusya’nın muhalefetiyle karşılaşan ABD’ye
karşı diplomatik bir zaferdir; Bu iki ülkenin İran’la silah anlaşması yapacak
olan ilk ülkeler arasında olacağı düşünülüyor.

Ancak Trump kontrolündeki Beyaz Saray, BM Güvenlik
Konseyi’nden tek taraflı çekilmesine rağmen, kendisini hala BM Güvenlik
Konseyi’nin bir üyesi olarak görüyor ve BM yaptırımlarının Snapback olarak
bilinen bir mekanizma altında geri döndüğünü söylüyor. Ancak, Nükleer Anlaşmayı
imzalayan BM Güvenlik Konseyi’nin Avrupalı ​​imzacıları ABD’nin bu anlaşmadan
çekilmesinden üzüntü duydular ve anlaşmaya olan bağlılıklarını yeniden teyit
ettiler.’

Middle East’ın haberinin devamında İran İslam Cumhuriyeti
Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin Amerika’nın tetik
mekanizmasının aktif hale geldiği yönündeki iddialarına tepki gösterdiği
konuşmalara da değinildi ve şu ifadelerde bulunuldu: ‘ Sonuçta İran, batının
desteklediği Irak’ın saldırıları karşısında insani olarak ve Amerika’nın
yönettiği yaptırımlar gibi nedenlerden dolayı ekonomik olarak büyük bedeller
ödeyerek 1979’da İslam Cumhuriyeti olduktan beri bağımsızlığını savunan
bağımsız bir ülkedir. Hatta daha geriye gidip, 1953 yılında demokrasiyi ve
yabancı sömürgeden özgürlük talep etmeyi baltalamak için yapılan CIA destekli
darbe de hatırlanabilir. Bunlar kesinlikle İran’ın Halk Devrimi’nin yolunu açan
olaylardır.

İran’ın Washington’un diktatörlüğüne karşı direnişi
nedeniyle, ABD’nin İran’ı cezalandırmadaki son başarısızlığı (silah
ambargolarının sona ermesi), İran’ın azim, irade ve öz güven bileşenine dayanan
bağımsız ve özgür bir ülke olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu elbette, ağır
bedeller ödeyerek elde edilebilecek bir şeydir.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, BM Genel Kurulu’nda yaptığı
çevrimiçi bir konuşmada, “ABD bize ne müzakere ne de savaş dayatabilir.
Yaptırımlar altında yaşamak zordur, ancak hayat, bağımsızlık olmadan daha da
zor olacaktır” dedi.

Middle East, Hasan Ruhani’nin konuşmalarını aktardıktan
sonra şunları yazdı: ‘Bu, özellikle de güçlü bir ulusal çıkar, onur ve haysiyet
bileşeni oluşturduğu zaman, Batı’nın, bölgedeki müttefiklerinin ve
müşterilerinin İran’la nasıl mücadele edeceklerini düşünürken, hesaba katmadığı
bir şeydir.’

Bu haberin devamında, ABD’nin yaptırımları ve ekonomik
baskısının bir sonucu olarak İran’ın ekonomik sıkıntılarına değinildi ve şu
ifadeler yer aldı: ‘Bütün bunlara rağmen, yine de İran varlığını sürdürüyor ve
İran, Ortadoğu’da kendi politikalarını ve kaderini izleyen bağımsız ülkelerin
nadir bir örneğidir. Herkesin hoşuna giden bir örnek olmayabilir (sorunlardan
dolayı), ancak İran, bağımsız, özgür ve Müslüman bir ülke olmak için gereken
her şeye sahip olduğunu her zaman göstermiştir.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın