Rasthaber – Abdel Bari Atwan
Raialyoum
Bir füzenin -“karadan havaya” veya “karadan
karaya” tipli olması fark etmez- İsrail Dimona reaktörünün yakınına
ulaşması ve “demir kubbe”lerin onu engelleyememesi, düşmanın caydırıcı gücünün
aşındığı ve düşmanın askeri liderliğinde ve yerleşimcilerdeki korku halinin
muhtemelen daha da artacağı anlamına geliyor.
Altın teori şu şekildedir: resmi ya da popüler gerçek İsrail
tepkilerini bilmek istiyorsanız, İsrail medyasını ve bazı bilgileri silmek için
devreye giren askeri sansürün müdahalesini takip etmeniz gerekir. Bu teori, bu
medyanın “Dimona füzesi”nin işgal edilmiş Negev çölündeki Dimona
bölgesine düşmesini yansıtma biçimi için de tam anlamıyla geçerlidir.
İsrailli tüm gazete ve televizyon kanallarının ve askeri
analistlerin -ki bunların çoğu emekli generallerdir- bu füzeyi ve ondan
kaynaklanan askeri ve moral zararı hiç tartışmamış olmaları dikkat çekicidir.
Bu da askeri sansürün devrede olduğu anlamına geliyor. Temel olarak, Direniş
Ekseni’nin füze sahasındaki artan kapasitesinden, İsrail gemilerinin açık
denizlerde art arda vurulmasından, İran’ın Viyana’da Amerikan tarafına nükleer
anlaşmaya dönmek için kendi şartlarını dayatmasından ve Joe Biden’ın yönetimi
altında İsrail-Amerikan ilişkilerinin bozulmaya başladığından hiç söz
etmediler.
ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların kaldırılması,
varlıkları üzerindeki kısıtlamaların gevşetilmesi ve petrol ihracatındaki
yasağın sonlanması İran ekseninin zaferi ve yüz milyarlarca doların kasasına
akması anlamına gelir. Bu durumda da son derece gelişmiş füzelerini ve insansız
hava araçlarını geliştirip satabilecek ve silahlı vurucu kollarını finanse
ederek askeri güç dengesini kendi lehine ve İsrail aleyhine
değiştirebilecektir. Artık savaşların sonucunu gelişmiş uçaklar değil; füzeler,
dronlar ve demir irade belirliyor.
Suriye hava savunmasının İsrail saldırılarına tepkisi ve
sınırlarını ihlal eden uçaklarla yüzleşmesi ve işgal altındaki Filistin hava
sahasına kadar onları füzeyle kovalaması büyük bir gelişmedir ve yaklaşmakta
olan farklı karşılaşmaların habercisi bir adımdır. Çatışma, kara ve hava
sahasında İsrail derinliğine taşınmıştır.
Bazı Arapların durumu gerçekten de garip. Ülkesinin
topraklarının çoğunu geri alan Suriye ordusu, iç cepheye odaklandığı için
İsrail saldırılarına cevabını ertelerken, bunu bir “korkaklık” olarak tanımlar,
cevap vermeye cesaret edemedi, derlerdi. Cevap verdiğinde ve füzeleri,
Amerika’nın geliştirilmesi için on milyarlarca dolar ayırdığı demir kubbeleri
aşarak Dimona nükleer reaktörünün yakınına düştüğünde ise bu Arap başarısını
hafife alıyorlar. Utanmaksızın, doğrudan ya da dolaylı olarak İsrail ile aynı
siperde duruyorlar.
Bir zamanlar birkaç gün içinde savaş kararı veren İsrail, bu
günlerde yıldönümünü idrak ettiğimiz şanlı 10 Ramazan-Ekim 1973 Savaşı’ndan bu
yana askeri üstünlüğünü yitirmiş ve bu tarih, yenilgiler serisinin başlangıcı
olmuştur. Belki de bu “mübarek” Suriye füzesinin tam da bu zamanda fırlatılması
ve demir kubbelerin durumunun ortaya çıkarılması sadece bir tesadüf değildir ve
yeni bir aşamaya işaret ediyordur, ya da öyle umuyoruz.
İran, Irak, Gazze Şeridi, Lübnan ve tüm onurlu Araplarla
birlikte Suriye, birkaç İsrail füzesine veya “saldırısına”
dayanabilir, ancak İsrail patlayıcı bir savaş başlığı ile donatılmış tek bir
balistik füzeye ve bu günlerde yerleşimcilerin yaşadığı korku ve panik haline
tahammül edemez. Suriye füzesinin, dünyadaki sözde en etkili ve aşılmaz
savunmalarını delmesi, söylediklerimizin en belirgin kanıtıdır.
İsrail son günlerini yaşıyor ve “stratejik sabır” ve “öfkeyi
yutma” dönemi sona yaklaşırken işgal altındaki Filistin’in derinliklerine doğru
“geniş kapsamlı tepki” başlıklı yeni bir aşamanın başlangıcı gözüküyor. Ve
günlerin aramızdaki deveranı sürüyor.
Medya Şafak
