Yüksek Konseyi Üyesi Rahimpur Azgadi, Cihad-ı Ekber’in 21. eğitim kampında
şunları söyledi: ‘İslam uygarlığının kurulmasında üniversite öğrencilerinin
rolü her kesimden daha fazladır. Müslüman ve mümin bir öğrenci, içinde
bulunduğu İslam toplumunun problemlerini ilimi bir bakış açısıyla incelemek ve
çözmek zorunda olduğu bir misyona sahiptir.
Müslüman bir öğrencinin inkılâp
sahasında başarısızlığa uğramaması için kendisini düşmandan daha hızlı bir
şekilde tarih, siyasî ve dinî bilgiler bakımından güçlendirmesi gerekir. Bu inkılap
başarısız olursa, bu etkisiz öğrencilerin suçu olacaktır.
Öğrenciler sosyal medya alanında bulunmalı
ancak sahte medya savaşından etkilenmemelidir. Bu inkılabın güçlü ve zayıf
yönleri vardır. İnkılabi ve adanmış öğrenciler bunu çözebilir veya doğru yönde
kullanabilir. İslam inkılabının zayıf noktaları, örgütsel yönetim ve toplumsal
ilişkilerde daha belirgindir. İnkılabi bir genç, olumlu yönleri koruyup
güçlendirmeli ve aynı zamanda sorunları uygun bir ilmi yöntemle çözmelidir.
İslam temelinde oluşacak
medeniyetin büyük bir bölümü genç Müslüman öğrencilerin sorumluluğundadır.
Öğrenci önce sistematikleştirme yolunda bir adım atmalı, daha sonra ekonomi ve
siyasetin dinî yönden ilerlemesi ve gelişmesi için çaba sarf etmelidir. Bu karmaşık
geçitte akıl ve tecrübenin yanı sıra ahlak ve hukuktan yararlanmalıdır.
Müslüman bir öğrenci, dünyayı inşa
etmenin yanı sıra ahiret inancına da dikkat etmelidir. Adanmış ve endişe sahibi
bir genç, kendini bu şekilde koruyabilmek için, fikri ve dini çalışmalarını
derinleştirmek için büyük çaba sarf etmelidir.
Öğrencinin sorumluluğunda en
önemli görev annenindir. Çocuk yetiştirmek mezhebi olarak bir medeniyet
kurmaktır. İslami bir aile, içinde anne ve baba tarafından tevekkül, takva ve
ahlak ruhunun yayıldığı ailedir. Bu aile karşılaştığı sorunlarda inançlara ve
değerlere göre davranır ve hatta en zor koşullarda bile kendi içinde büyüme ve
gelişme yaratır.
Seküler bir aile, inanç ve değer gibi
konuların olmadığı ve bu nedenle büyümenin gerçekleşmediği bir ailedir. Bu
ailenin görüşü şehvete dayalıdır ve kökeni çıplaklıktan başlamıştır. Bu görüş, ailenin
konumunu yıkmak ve İslam toplumunda değersiz kılmak için batı ülkelerinde
değersiz hedefler doğrultusunda oluşturulmuştur. Erkek ve kadın için evlilikle
meydana gelen büyüme ve gelişmeye bekâr bir insan asla erişemez.’
