Rasthaber – Astana müzakereleri, İran, Rusya ve Türkiye'nin inisiyatifiyle Amerika'nın direkt iradesi dışında olan bir süreçte şekillendi. Astana'da Suriye barış müzakereleri bu ülkede krizin çözümü için doğru yolu oluştururken Suriye halkının iradesi ve görüşlerine dayanarak kendi plan ve programına görme ilerletiyor. Astana müzakerelerinin çizdiği olumlu tablo Suriye'nin yasal hükümetinin onayı ile gerçekleşiyor, aynı zamanda terörizme karşı ciddi mücadele ile birlikte Suriye krizinin siyasi çözüm süreci izleniyor.
Bu çerçevede geçen Mayıs ayında Astana 4. Tur müzakerelerde, gerginlikleri azaltma bölgelerin oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldı, bu anlaşma Suriye'de şiddetin azalmasına sebep oldu. Şimdi Suriye'de başkent Şam'ın yakınlarında Doğu Guta bölgesinde, güney, batı ve kuzey batı bölgelerinde 4 gerginliği azaltma bölgesi oluşturuldu. Bu bölgelerde Suriye meydan gelişmeleri, gerginlikleri azaltma bölgelerin anlaşması sayesinde en iyi şekilde gerçekleşmektedir. Bu önemli konu IŞİD'in ülkenin doğu kesiminde Deyrezor bölgesindeki sultasının son bulmasına yardımcı oldu ve halihazırda Rusya, İran, Türkiye ve Suriye'nin işbirliği sonucu bu ülkede 7 yıldan beri devam eden krizin çözümü konusunda aydın ufuklar gözükmektedir. Astana sürecinin devam etmesi ve bu süreçte Suriye yönetimi muhaliflerinin güçlü varlığı, Suriye krizinin çözülmesi için Astana müzakerelerinin başarılı olduğunu gösteriyor, zira bu süreç tamamen tarafsız ve Suriye'nin gerçeklerine dayanarak Suriye halkının isteklerine saygı duyarak ilerlemektedir.
Astana müzakerelerinin tam karşı noktasında BM Suriye özel temsilcisi Steffan de Mistura'nın liderliğinde gerçekleşen Cenevre müzakereleridir. Cenevre müzakereleri Astana süreci gibi 8 turunu tecrübe ediyor, ama pratikte bir başarı elde edememiştir. Başka bir ifade ile Cenevre müzakereleri BM ve Suriye dışında bulunan muhaliflerin destekçilerinin ortak siyasi şovuna dönüşmüştür. Cenevre müzakereleri sürecinde Birleşmiş Milletler temsilcisinin rolü karizmatik değildir ve Suriye yasal hükümetinin eleştirisine maruz kalmıştır. Bu bağlamda Suriye Dışişleri Bakan yardımcısı Faysal Mikdad, Cenevre müzakereleri 8. Turu hakkında yaptığı açıklamada, " Arabistan'ın kendine bağlı olan muhalifler koalisyonunu kurduğunu ve Steffan de Mistura'nın da sahte ve yalancı şahit rolünü oynadığını" söyledi.
De Mistura ile Suriye dışında bulunan muhaliflere destek veren batılı ve Arap destekçileri, Cenevre müzakerelerinin yenilgisinden Şam yönetimini sorumlu tutuyor; halbuki Cenevre müzakereleri 8. Turu başlamadan önce Riyad desteğindeki Suriyeli muhalifler, Suriye halkının iradesi dışında olan bazı istekleri gündeme getirdiler. Suriyeli muhalifler kasım 2017 tarihinde Riyad kentinde düzenledikleri oturumun sonunda yayınladıkları bildiride Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın iktidardan çekilmesi gerektiğinin altını çizdiler. İşte bu konu 8. Tur Cenevre müzakerelerinin yenilgiye uğramasına sebep oldu. Bu çerçevede Suriye Dışişleri bakanlığı Riyad oturumu bildirisi ve söz konusu bildirinini önceden belirlenen tutumlarına işaret ederek, " Riyad Bildirisinin bir hedef için tedvin edildiğini, o da Cenevre'de 8. Tur müzakerelerin yenilgiye uğraması ve çıkmaza sürüklenmesi" olduğunu duyurdu.
Tecrübenin de gösterdiği gibi Suriye krizinde siyasi ve meydan gelişmelerini gerçek şekilde kavrayarak değerlendiren oyuncuların ellerinin daha üstün olduğunu, Astana sürecinin de bu gerçek düşüncenin sonucu olduğunu gösteriyor.
parstoday
