Çağımızın Yezitleri

GİRİŞ: 26.05.2022 12:13      GÜNCELLEME: 26.05.2022 12:13
Rasthaber -  Pazar günü İran’ın başkenti Tahran’da, gündüz vakti, ülkenin en önemli askeri gücü olarak kabul edilen Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Ordusunda Albay olan Hasan Seyit Hudayi (Hodayari) evinin önünde arabasını park ederken öldürülmüş. Görgü tanıklarının iddiasına göre, bir motosiklet üzerinde Albaya yaklaşan sivil giyimli, kasklı iki kişiden arkada oturanı susturucu takılı silahını ateşlemiş. Direksiyon başında oturan ve vücudunun farklı yerlerine beş kurşun isabet eden Albay olay yerinde hayatını kaybetmiş. İran, suikasttan İsrail’i sorumlu tutmuş. New York’ta ‘İsrail Geçidi’ etkinliğine katılan İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz olayla ilgili soruya karşılık; “İsrail güçlü bir ülke” cevabını vermiş. Kıssadan hisse çıkarlarına tehdit oluşturanları kendi ülkelerinde, evlerinde ve ailesinin gözleri önünde öldürmeye muktedir olduklarını ima etmiş.

ÖLDÜRÜLEN KOMUTAN

Albay, Irak ve Suriye’de kutsal mekânları korumakla mükellef milis kuvvetleri eğiten birimin komutanıymış. Görevleri hakkında daha fazla iddialar var; Irak’ta Haşdi Şabi, Suriye’de Kudüs Ordusu, Lübnan’da Hizbullah kuvvetlerine askeri danışmanlık yapmış. İHA ve SİHA’lar dâhil birçok silah türünde uzmanmış. Kıssadan hisse, sıradan bir asker değil. Peki, bu derece önemli bir Albayın bizim Murat 124 benzeri dandik bir arabada, önemli dış görevlerde bulunan subaylara, nükleer sahada çalışan bilim adamlarına, özellikle Irak ve Suriye’de faal istihbarat elemanlarına karşı suikastların olağan hale geldiği Tahran’da korumasız, İran Parlamentosuna yakın bir mahallede, ikamet ettiği sokakta bu kadar rahat katledilmesi nasıl açıklanabilir? İsrail’de yayın yapan Kanal 13 ve Kanal 12 televizyonları, Albay Hasan Seyit Hudayi’nin kısa bir zaman önce Suriye’den Tahran’a döndüğünü iddia etmişti.

SUİKAST SURİYE DÖNÜŞÜ

Peki Albayın Suriye’den İran’a ne vakit döndüğünü, faaliyetlerini ve nerede hangi eylemleri yapacağını açıklayan İsrail televizyonu Kanal 13 ve Kanal 12’ye bu bilgiyi servis eden kim? İddiaya göre MOSSAD ajanları İran’da Albay Hasan Seyit Hudayi’nin yardımcısı 52 yaşındaki Mansur Resuli’yi kaçırmış ve kendisini sorgulamış. İtiraflarını kayıt altına almış. İddia odur ki, Resuli, Albay Hasan Seyit Hudayi’nin emriyle İstanbul’da İsrail Konsolosluğunda görevli bir diplomatı, Almanya’da görevli bir Amerikalı generali ve Fransa’da bir gazeteciyi öldürmek için hazırlık yaptıklarını itiraf etmiş. Ayrıca Resuli’nin Albay Hudayi’nin İsrail akademisyenlerini, iş adamlarını ve emekli askeri personeli İran hesabına casusluk yapmak veya kaçırmak, Kıbrıs’ta beş İsrailliyi öldürmek için kurulan özel bir birimin başında olduğunu itiraf ettiğini iddia etmiş. Bu video 8 Mayıs’ta yayımlanmıştı. Mansur Resuli Nisan ayında zorla alıkonulduğunu, işkenceye maruz kaldığını ve bu açıklamaları yapmaya zorlandığını açıklamıştı. Bu olaydan 14 gün sonra Albay Hasan Seyit Hudayi suikasta maruz kaldı.     

CİNAYET NEDEN ÖNLENEMEDİ?

İran polisi, suikasttan hemen sonra İran’da bir ‘İsrail Casusluk Şebekesini’ ele geçirdiklerini açıklamış! Cinayetten sonra bu kadar hızlı casusluk şebekesini çökerten polis suikastı neden önleyememiş? İranlı yetkililerin hayati önemde olan subayları ve bilim adamlarının katledildiği her cinayetin ardından, “intikamı alınacak, İsrail bunun bedelini ödeyecek’ açıklamaları yerine kendi ülkesinde subaylarını, bilim adamlarını koruması gerekmez mi? Ocak 2020’de Trump’ın emriyle Irak’ta öldürülen Kudüs Ordusu Komutanı Kasım Süleymani, ardından Kasım 2020’de Devrim Muhafızları Ordusunda Tuğgeneral, Nükleer Fizikçi ve İran’ın Nükleer Programında kıdemli bir yetkili olan Muhsin Fahrizade suikastlarla can verdiler. İşlenen bu kadar cinayete rağmen İsrail, ABD ve İran’daki suikast timleri halen nasıl bu kadar rahat hareket edebilmektedir? Zira bu suikast için günlerce süren alan taraması, her detay hakkında data toplanması, gözlem, yakın takip gibi çalışmaların yapıldığı aşikar.  Olay mahallinde polisten önce fotoğraf çekenlerin zuhur etmesi, araba içinde cansız yatan evlatlarına bakan aile efratlarının, direksiyon başında katledilmiş bir Albayın farklı zaviyelerden fotoğraflarının çekilmesi ve dünya medyasına servis edilmesi nasıl mümkün olmuş?

FAREZDAK’IN UYARISI

Arabi şair Farezdak (ö. 114/732), Emevi döneminin en meşhur hiciv (iğneleyici sözlerle yergi) şairidir. Tam ismi Ebû Firâs Hemmâm Bin Gālib Bin Sa‘saa El-Temîmî. Yezit ve Valilerinden mustarip Irak ahalisi kendilerini kurtarmak için Resul Allah’ın torunu ve Hz. Ali’nin evladı İmam Hüseyin’den yardım talebinde bulunur ve kendisini Irak’a davet ederler. Medine’den hareket eden İmam Hüseyin bu davete ailesi ve 70 küsur yoldaşı ile icabet eder.

İmam Hüseyin’in yola çıktığını haber alan Şair Farezdak, İmam Hüseyin’i uyarmak amacıyla bir beyit okur; “Ey Resul Allah’ın Torunu! Ey Allah’ın Aslanı, Zülfikar’ın sahibi Ali’nin Oğlu Bilmez misin? Ehli Irak, Ehli Şikak (bölücü) ve Ehli Nifaktır (münafıktır). Kalpleri (Gönülleri) seninle ama kılıçları Emevilerle olacaktır.” demiş ve ihanete uğrayacağını, bu tuzağa düşmemesini istemiştir. İmam Hüseyin ve yoldaşları bugün Irak sınırları içinde kalan Kerbela’da üzerlerine gönderilen 5000 kişilik ordu tarafından katledilmişlerdir. Bununla yetinmeyen Yezid Medine ve Mekke’yi yıkmış, talan etmiş ve Kâbe’yi mancınıklarla tahrip etmiştir.

EV SAHİBİNİN HİÇ Mİ SUÇU YOK?

Şair Farezdak uyarısında haklı çıkmış ve günümüzde yaşanan bölücü ve nifak olayların perde arkası izah edilirken o meşhur, “kalpleri seninle ama kılıçları Emevilerle” sözüne atıfta bulunulur. ABD, İsrail, İngiltere ve bu kuvvetlerle dost ve müttefik olanlar çağımızın Yezitleridir. Acı olan şudur ki, insanımızı bu şer kuvvetlerine kurban edenler de bizden. Hani üstat Ruhi Su’nun dizilerinde dediği gibi; “Ağaç demiş ki baltaya, sen beni kesemezdin ama ne yapayım ki sapın benden. Bak şu ağacın bilincine sen, ölen ben öldüren benden.” Evi bir haraminin talanına maruz kalan Nasrettin Hoca yeterince önlem almadığı için kendisini azarlayan karısına, “şu hırsızın hiç mi suçu yok?” diye sormuştu. Ama ve lakin bu sefer soruyu tersten soracağız; “Ev sahibinin hiç mi suçu yok?”

Bu kadar Yezit üreten bataklığı nasıl yarattık? Çağımızın Yezitleri İsrail, ABD, İngiltere, AB devletlerine para, makam, mezhep, etnik, tarihi veya başka sebepler dolayısıyla Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta, İran’da uşaklık eden tetikçilerin, siyasilerin, oligarkların aramızda olması kimin suçu?

YORUMLAR

REKLAM