MESCİD-İ AKSA'YA KÜSTAH SALDIRI

GİRİŞ: 09.05.2021 19:59      GÜNCELLEME: 09.05.2021 19:59
Rasthaber -  Siyonist işgal güçleri hemen hemen her Ramazan ayında ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya saldırı düzenlemektedir. Pandemiden dolayı Kudüs Günü etkinlikleri bu yıl geniş halk kitlelerinin katılabileceği sokak yürüyüşleri ve salon toplantıları şeklinde değil de TV kanalları ve sosyal medya üzerinden yapıldı. Bu etkinliklerden son derece rahatsız olan işgal çetesi adeta misilleme yaparak Mescid-i Aksa'ya saldırdı. Bu saldırı esnasında plastik mermi kullanan işgal askerleri halkın üzerine rastgele ateş ederek 300 dolayında insanın yaralanmasına neden oldu. Mazlum Filistin halkının yalnızlığından ve Müslüman ülkelerin birlik olup üzerine saldırmayacağından emin olan küstah ve şirret Siyonist çete bu durumu fırsata dönüştürüp terör estirmektedir. Bu işi o kadar aleni ve küstahça yapıyor ki, "yuh artık, bu ne cüret" demek zorunda kalıyoruz. Aslında "yuh" çekilmesi gerekenler kutsal Filistin topraklarının kurtarılmasına ilişkin ciddi gayretleri olmayan Müslüman ülkelerin başındaki siyasîlerdir. Olur mu ya, o kadar afilli, o kadar üsturuplu kınama mesajları sundular ki, yüreğimizi ferahlatmış oldular! Cemaatler, İslâmî STK'lar, Hamas/İzzettin Kassam Tugayları, İslâm-i Cihad ve Hizbullah gibi özgürlük savaşçısı örgütler cihad ve potansiyelleri nispetinde bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bu durumu biz Müslümanlar görüyor ve takdirle karşılıyoruz. Ancak ümmet genelindeki siyasîler için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Zira ellerindeki güç ve potansiyele baktığımızda hiçbir mazerette bulunamayacakları aşikârlıkta, vebâllerinin büyüklüğü görülmektedir. (Burada iki istisna ülke İran ve Suriye var. Zira İslâmî Cihad'a, İzzettin Kassam Tugayları'na, Hizbullah'a ve diğer özgürlük savaşçısı gruplara silah ve mühimmat sevkiyatı bu iki ülke tarafından yapılmaktadır.)

Kutsallarımızın saldırıya uğramasına ve ümmetin aşağılanmasına fırsat veren siyasîler bu vebâlden kurtulamayacaklar. Hiç kuşkunuz olmasın, tarih onları lânetle anacaktır. Özellikle Suudi Arabistan rejimi Filistin'deki olayların medyaya yansıtılamasını yasaklaması tam bir melunluk örneğidir. "Yüzyılın Anlaşması" adı altında Filistin davasına en büyük ihaneti yapan Arap rejimleri her türlü lâneti hak etmektedirler. Bu nasıl bir soysuzluktur, bu nasıl alçaklıktır böyle? Ümmet olarak o kadar karanlık bir girdabın içerisindeyiz ki kutsal Mescid-i Aksa'mız necis Siyonist askerlerin postalları altında çiğnenirken, mazlum Filistin halkı aşağılanmalara, derdest edilmelere, vurulmalara, kısacası her türlü zulme maruz kalırken biz bu olayları sadece kahır içerisinde seyrediyor olmamız ne kadar acı bir durum. İki milyara varan nüfus potansiyelimiz ile üç buçuk soysuz Siyonist karşısında bir varlık gösteremeyişimiz ne ile izah edilebilir? Acaba bundan büyük bir kepazelik, bundan büyük bir rezillik, bundan büyük aşağılanma var mıdır?

Bu durum karşısında biz Ebabil kuşlarını mı bekleyelim? Eğer bizler bu hâldeyken Ebabil kuşları gelecek olsa kuşkunuz olmasın o siccil taşlarını bizim üzerimize dökerler. Ümmet olarak vebâlimiz büyük. Kesinlikle şunu da bilmiş olalım ki, Siyonist düşman korkak, güçsüz ve zayıf. Fakat Müslümanların bölük-pörçük oluşu onu saldırgan ve şirret durumuna getirmiş. Bakınız bu korkak düşman daha düne kadar elinde sapan taşından başka bir silahı olmayan Filistinli yiğit gençlerle başa çıkamıyordu. Demek istediğimiz o ki, Filistinli gençlerin elinde savaşabilecekleri silah yokken bile Siyonist çete her saldırdığının akabinde zelil bir şekilde geri çekilmek zorunda kalıyordu. 2005 yılında Gazze'yi terk etmesi de böyle olmuştu. Daha öncesinde işgal ettiği Lübnan topraklarını Hizbullah'tan yediği sillelerle rezil bir şekilde terk etmişti. Yine 2006 yılında 33 günlük Temmuz Savaşı'nda Hizbullah'tan aynı zilleti tatmıştı. Hamas'la, İslâmî Cihad'la, Hizbullah ile başa çıkamayan rezil düşman "İslâm Savunma Gücü" karşısında bir gün bile tutunamaz. Ama işte bütün mesele o savunma gücünü tesis etmekte yatmaktadır. Merhum Erbakan Hocamız D-8'i kurmaktaki maksadı da buydu. İslâm ülkeleri bu gasıp/işgalci düşmanı Filistin topraklarından söküp atması için mutlaka D-8 projesini ve bu projenin bünyesinde olan "İslâm Savunma Gücü"nü hayata geçirmek zorundadır.

Özellikle şunu belirtmiş olalım ki, başta da ifade etmiş olduğumuz gibi, Mescid-i Aksa, Kudüs kenti ve Filistin toprakları İslâm ümmetinin herbir bireyi için "namus-u ekber" konumundadır. İşgalci düşmanın orada yapmış olduğu saldırı ve zulümler her bir Müslümanın şahsına yapılmaktadır. Rehber Hamaney'in ifadesiyle, "Filistin'den gasp edilen her bir karış toprak, Müslümanın hanesinden, Müslümanın hareminden koparılmaktadır." Çünkü kutsal Filistin toprakları Müslümanların "namus-u ekber"idir.

Sahi Filistin meselesine sahip çıkmak amacı ile kurulmuş olan İslâm İşbirliği Teşkilatı'nın sesi neden çıkmamaktadır? Sözüm ona İslâm ümmetini temsil ettiği iddia edilen bu örgüt üç buçuk soysuz Siyonist'in yapmış olduğu zulüm ve saldırıları karşısında neden harekete geçmemektedir? Suudi Arabistan'ın vargeline giren bu teşkilat rahatlarının kaçmasını istemeyen Arap rejimleri tarafından pasifize edilmiş durumda. Suudi Arabistan'da Filistin ile ilgili her hangi bir haberin medyaya yansıtılması yasaklanmış vaziyette. Şu zillete, şu aşağılık tavra bakar mısınız? Bu melun rejimlerin suskunluğu işgalci Siyonistleri daha da pervasızlaştırmakta, daha da şirretleştirmektedir.

En fazla yaptıkları iş kendi halklarını, kendi kamuoyunu teskin etmek için kınama mesajı yayınlamak.

Haydut İsrail'e lânet okumakla, kınamakla veya diplomasi yolu ile bu iş olmuyor/olmaz da..

İşgalci Siyonist çete 70 küsur yıldan beri sürekli saldırıyor, sürekli kan döküp talanlar yapıyor, Müslüman ülkelerin başındaki siyasîler de her saldırının akabinde kınama mesajları yayınlıyor. Kınamalarla ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden olaya müdahil olmasını beklemekle bugüne kadar hiçbir şey değişmedi, aksine işgal çetesini daha da pervasızlaştırdı. Çünkü ne Müslüman ülkeler, ne İslâm İşbirliği Teşkilatı ve ne de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi fiilen hiçbir girişimde bulunmamaktadır. Oysa Merhum Erbakan Hocamız'ın ifade ettiği gibi, "Haydut İsrail ancak güçten anlar."

Şu hâlde ancak ve ancak güç kullanılarak o şirret, o haydut çete oradan atılabilir.

YORUMLAR

Kader Erdoy 6 ay önce
Yaziniz çok güzel. Tebrik ederim. Islam dünyası Israil'i bağrına bastığı müddetçe filistin sorunu zor çözülür. Ben halktan biriyim. Kınıyorum. Ama liderlerin söylemi sadece kınama olmamali!

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM