Neo-Osmanlı; Suriye’nin Kuzeyinde Yumuşak Değişim

GİRİŞ: 19.11.2022 21:54      GÜNCELLEME: 19.11.2022 21:54
Rasthaber -  ‘’ Arkasında Osmanlı İmparatorluğu'nun amblemi, solunda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi, sağında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bir başka resmi. Türkiye bayrağının yanında Suriye devriminin ( Üç yıldızlı, Suriye isyancılarının bayrağı) bayrağı olmasaydı fotoğraf bir Türk devlet memuruna ait sanabilirdiniz’’ diyor Suriyeli muhalif bir gazetecinin cümleleri Halep kırsalındaki ÖSO’nun komutanlarından “Ebu Amşe”yi tasvir ederken.




"Ebu Amşe" olarak bilinen Muhammed el-Casim, "Süleyman Şah" tugaylarını yönetiyor. Bu grup Halep’in kuzey kırsalında Afrin şehrinde yoğunlaşmıştı ve 2016 yılında kurulan Türkiye destekli “Milli Ordu”ya bağlı.

Bugünlerde yayınlanan haberlere göre Süleyman Şah tugayı ile Ebu Hamza tugayının katılım süreci gündemde. “Ulusal Ordu”nun siyasi şemsiyesi olan “Suriye Geçici Hükümeti”nin 27 Ekim’de kurumların rolünü etkinleştirme ve grupları birleştirmeye yönelik bir plan başlatmasının ardından bu haberler gündeme geldi.

Aynı zamanda, geçen Ekim ayının sonunda Gaziantep'te düzenlenen Suriye dosyasının Türkiye'deki yetkilileriyle "Ulusal Ordu" liderlerinin görüşmesinden sonra birleşik bir çatı güç kurulması söz konusu edilmişti

Geçtiğimiz aylarda Ebu Amşe ve tugayına karşı adam kaçırma, silah satışı, uyuşturucu kaçakçılığı, arazi gaspı, insanların ekinlerini çalmak ve tecavüz davalarından kaynaklanan çoklu hak ihlalleri dahil olmak üzere çeşitli davalar açıldı.

Gelelim ebu Amşe'nin tarif edilen resmine. Suriye’nin kuzeyinde artık göremeye alıştırıldığımız bu resim Türk kültürel, sivil, askeri ve hizmet karakterinin son iki yılda ortaya çıktığı Halep’in kuzey bölgelerinin yumuşak değişimine dair daha genel bir resmin parçasıdır.

Osmanlı Millet Parkı, Recep Tayyip Erdoğan Meydanı, Bülent Albayrak Okulu ve diğer isimler Halep kırsalındaki şehir, kasaba ve köylerde değişimi inşa ediyor. Ayrıca Türkçe, bazı okullarda öğrencilere öğretilen “zorunlu” bir dil durumunda.

Bu gerçek, Türk karakterinin bölgede genelleştirilmesinin ardındaki güdü ve bundan sorumlu olan taraflar hakkında soru işaretlerine neden oluyor. Bazı Suriyelilerin korkularına, bazılarının ise istikrar kaynağı mevzularına  dair sorularına gerekçe olarak görülüyor.




Yönlendirilmiş Politika ve Spontane İnisiyatifler; Halep Kırsalında Türk Karakterli Yerel Meclisler

Türkiye destekli muhalif grupların Halep'in kuzey kırsalının kontrolünü ele geçirmesinden yaklaşık iki yıl sonra Ankara'nın bölgeye olan yoğun ilgisi ve nüfus için bir geçim kaynağı sağlayan ekonomik ve yatırım projelerine verdiği destek nedeniyle bölge, sivil ve hizmet düzeyinde Türk bir karakter kazanmaya başladı.

Türkiye, Ağustos 2018'de "Fırat Kalkanı" operasyonunu başlattığında Halep'in kuzey ve doğu kırsalına askeri müdahalede bulunmuştu.

Bu sayede, onu destekleyen “Özgür Suriye Ordusu”, ilki sınır şehri Cerablus olan IŞİD terör örgütünün elindeki geniş alanları kontrol edebildi.



 

 

Türkiye Bankalarında Meclis Fonları

Son iki yılda Türkiye, Halep'in kuzey kırsalındaki yerel meclisleri destekleyerek ve hizmetlerini sunmalarına yardımcı olacak araçları sağlayarak onlarla bağlantı kurmaya çalıştı. Çalışanların maaşlarını ödemelerini sağlamanın yanı sıra her yerel konseyin proje fonlarını aktarabilecekleri Türkiye bankacılık sistemini hizmete sundu.

Bölgede yerel konseylerin çalışmasına şahit olan bir kaynağın belirttiğine göre bölgede Türkiye aracılığıyla uygulanmakta olan iki tür proje var:

Birincisi, Türkiye'den doğrudan destek alan uygulama ile ilgi stratejik hizmetler; ücretinin ödenmesi kaydıyla elektrik ve su temini hizmetlerinin yanı sıra çöp toplama ve park ve bahçe hizmetleri gibi ücretsiz hizmetler sunulması.

İkinci tip projeler ise yerel konseyler tarafından yürütülen projelerdir. Her yerel konseyin vergiler, ulaşım hizmetleri ve diğer hizmetler karşılığı elde ettiği kendi tahsilatını yatırdığı hesaplar vardır ve bu varlıklar Türk devletinin gözetiminde Konsey adına Türkiye'de bir bankaya yatırılır.

Konseyler, bölgesinde hayata geçirmek istediği projeler olduğu zaman bunu Türkiye’ye sunuyor ve ne kadara mal olacağını da ekledi bir proje taslağı oluşturuyor.  Bu projelerin de sahte olmadığından ve plana göre hayata geçirileceğinden emin olduktan sonra, onaylanması halinde “PTT” aracılığıyla para transferi yapıyor.

Projelerde anlaşıldığı üzere Türkiye, sayısını bildiği çalışanların maaşlarını, projelerin değerini aylık olarak aktarıyor. Belirtmek gerekiyor ki bu transferlerde maaş Türk Lirası cinsindendir ve meclis başkanına göre değil Türkiye standartlarına göre belirlenir.

Türkiye'nin bu projelerdeki rolü ile ilgili olarak, Türkiye, konseyler ile kendisi arasındaki idari koordinasyon yoluyla, uygulamada denetleyici, ve bilgili bir rol oynamakta ve projenin adına müdahale etmemektedir. Türkiye'nin güvenliğini etkileyen durumlar dışında da müdahale etmiyor.




Proje İsimleri; Bunları Kim Yönetiyor?

2019 Mayıs ayının sonunda, Azez'deki yerel meclis, şehirdeki halka açık parklardan birinin yeniden açıldığını ve adının "Osmanlı Millet Parkı" olduğunu duyurunca Suriyeliler arasında pek çok tartışma çıktı ve son zamanlarda bölgedeki yer ve kurumlara uygulanan çeşitli Osmanlı isimleri verilmesi hakkındaki tartışmalar yeniden alevlendi. Ayrıca bölgedeki vatandaşlar Türkiye'ye bölgeyi “Türk”leştirmeye çalışmakla ve yerel yetkililerin doğrudan Türkiye'ye bağlı olmakla suçlaması yöneltiyor .

Bölgedeki yerel muhalif medyadan bir gazeteci, yerel meclisler tarafından uygulanan projelerin adlarını seçme mekanizmasını öğrenmek için "WhatsApp" aracılığıyla bir dizi belediye yetkilisiyle temasa geçiyor ve yerel meclis başkanı da dahil olmak üzere görevlilere bir dizi soru soruyor. Al-Rai kentindeki sivil mecliste halkla ilişkiler ve medya müdürü ve Afrin'deki yerel meclis başkanı yardımcısı, soruları ya görmezden gelerek ya da geçiştirerek cevaplıyor.

Azez'deki yerel meclis başkanı Muhammed Hamdan ise cevap vermeyi reddederken bu isimlerin "Türk değil, İslam unsuru" olduğunu söylemekle yetiniyor

El-Bab'daki yerel meclis başkanı Cemal Osman’ın cevabı ise duyulmaya değer:

 “Bu topraklarda eser, proje yapmış, şehit düşmüş kişilerin adlarının caddelere, parklara verilmesi dünyanın birçok ülkesinde yürürlükte olan bir konudur. Türk kardeşlerimizin sınırsız destek verdiğini, bu toprakları terör örgütü IŞİD’den kurtarmak için temiz kanlarını döktüklerini herkes biliyor’’

 Cemal Osman cevabının sonunda isimlerin yerel meclisler tarafından seçildiğini ve Türkiye tarafından empoze edilmediğini söylüyor.

Bir sonraki ismin aktardığı ise daha da ilginç. Halep kırsalındaki “İstikrar Komitesi” başkanı Munther Salal ise, isim seçiminin yerel meclisin önerisi üzerine yapıldığını açıkladı ve görüşmelerden birinde bir Türk yetkilinin, Suriye devriminin bayraklarını çekmeden Türk bayraklarını genişçe dalgalandırdığı için Suriyeli konseylerden birine olan öfkeli çıkışına tanık olduğunu söyleyerek isimlerin Türkiye’den hiçbir baskı olmadan seçildiğini vurguladı.

 




Tesisler… Gruplar…  Okullar; Öne Çıkan Türkçe İfadeler

Türkiye, bölgede eğitim, hizmet ve tıbbi alana olumlu yansıyan bazı hizmet ve eğitim projelerinin oluşturulmasına katkıda bulundu.

Halep kırsalında bazı devlet üniversitelerinin şubeleri açıldı. Bunların arasında bu eğitim-öğretim yılında kapılarını öğrencilere açan Harran ve Gaziantep üniversiteleri de yer alıyor.

Tıbbi düzeyde, Türk hükümeti Sağlık Bakanlığı aracılığıyla bölgedeki bazı hastaneleri genişletti ve yenilerini kurmanın yanı sıra birçok sağlık merkezini yeniledi. Bölgenin en büyüğü ve en gelişmişi kabul edilen El-Bab ve El-Rai’de birer hastane açıldı

Türkiye hizmet düzeyinde Türkiye, Afrin, Azez, Marea, Cerablus, El-Bab ve El-Rai kasabasında PTT'nin altı şubesini kurdu.

Türk telekomünikasyon şirketi Türk Telekom, El-Bab ve Azez bölgelerindeki iletişim kulelerini “4.5G” hızlı internet ile güçlendirmenin yanı sıra, Temmuz 2018'de Halep'in kuzey kırsalında ilk servis merkezini açtı.

Türk projeleri, bölgedeki yerel meclisler tarafından Türk desteğiyle yürütülen bir grup projeye ek olarak, yöredeki Türk özelliklerini ön plana çıkarmış ve onlara verilen bazı adlarla genel bir nitelik kazandırmıştır.