Yusuf Kaplan'a Reddiye Ve Nasihat

GİRİŞ: 03.08.2022 09:07      GÜNCELLEME: 03.08.2022 09:07
Rasthaber -  Sayın okuyucumuz, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan zaman zaman yaptığı gibi 22 Temmuz 2022, Cuma günkü, "İran tehlikesi: Türkiye’nin güneyden kuşatılması!" isimli makalesinde (derdi nedir bilmediğimizden), anlaşılması güç bir şekilde mezhep üzerinden İran İslâm Cumhuriyeti'ne yönelik Müslüman halkımızı kin ve düşmanlığa tahrik etmektedir. Kendisi düşman olduğu gibi klavyesini kullanarak mezhep üzerinden kışkırtıcılık yapıp halkımızı da İran İslâm Cumhuriyeti'ne karşı düşman yapmak için var gücüyle çabalıyor. Üstelik bunu ilk defa yapmıyor. Belirli aralıklarla düşmanlığını gazetedeki köşesine taşıyor. Yusuf Kaplan bu tutumu ile aslında TCK'da geçen, "Halkı din, mezhep, bölge, sınıf ve etnik köken farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek" maddesinin muhatabıdır.

Sayın okuyucumuz, çelişkiler ve iftiralarla dolu makalesini motamot aktarmakla birlikte paragrafların alt kısmında reddiye ve nasihat içerikli yorumlarımızı (parantez içerisinde) aktarmaya çalışacağız.

"Muhammed İkbal, “Persliler mi İslâmlaştılar, İslâm mı Persleşti?” diye bir soru sorar ve verdiği cevap, 'İslâm, Persleşti' şeklinde olur. (Bay Yusuf buradan yola çıkarak tezviratlarına referanslı zemin hazırlıyor.)

"Özenle dikkatinizi çekmek istediğim, meselenin püf noktası şu: Burada İkbal, entelektüel olarak İranî düşünce geleneğini çok iyi bilen hem de bu düşünce geleneğinin gölgesinde, yoğun etkisi altında olan bir düşünürdür." ("Yoğun etkisinde" ne demek? Şia düşmanlığı yapmamak mı etki altında kalmak? Doğrudur, Muhammed İkbal hiçbir zaman İran ve Pers halkı üzerinden Şiî düşmanlığı yapmamış, aksine Ehl-i Beyt ve İmâm Hüseyin'le alâkalı şiirler yazmıştır. Bay Yusuf sana tavsiyem bu şahsiyeti kendi çirkin emeline alet etme.)

"ÖZ-ÜLKE’NİN YİTİRİLİŞİ VE YOK-ÜLKE’NİN MAYINLI ARAZİLERİ…"

"Yeni Şafak’ı kurduğumuz 1994 yılından bu yana işlediğim en temel meselelerden biri, iki asırdır yaşadığımız medeniyet krizinin en yıkıcı sonuçları olarak Ehl-i Sünnet Omurga’nın çökertilmesi, heterodoks akımların, özellikle de Şia’nın, Vehhâbîliğin, dolayısıyla hâricî mantığının, neo-selefî akımların önünün açılması sorunudur." (Bay Yusuf işin farkında değil, "Ehl-i Sünnet Omurga" dediği olgunun içi Emevî saltanatçıları tarafından boşaltılalı 1400 sene oldu. Siz hangi Sünnet'i savunuyorsunuz? Sizin âlimlerinizin itiraf ettiği ama bir türlü yanaşmadığı Ehl-i Beyt imâmlarının mümessili ve muhafızı olduğu Sünnet bizim başımızın üstüne.)

"İslâm dünyası iki asırdır fiîlî ve zihnî bağımsızlığını yitirdi, bütün toprakları işgal edildi, sınırları paramparça edildi, mayınlı alanlar, ürpertici çatışma alanları icat edildi, her yer patlamaya hazır bomba hâline getirildi!" (Eyvallah, Bay Yusuf'un bu tespiti çok doğru.)

"Emperyalistler, özellikle İngilizler ve ardından gelen Yahudiler, (özelikle Amerika’daki Yahudiler), bu sorunlu alanlardaki siyasî mayınları, mezhebî, kabilevî mayınları patlatıyorlar yeri ve zamanı geldiğinde." (Eyvallah, Bay Yusuf'un bu tespiti de çok doğru. Başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı şer güçler Müslümanların kendi aralarında çatışması için mezhep ve etnik köken kışkırtıcılığı yapmaktadırlar. Obama, "IŞİD ve benzeri terör örgütlerini biz kurduk" demedi mi? Peki sözde aklı başında Bay Yusuf gibi yazarların yaptıkları kışkırtıcılıkla ABD ve terör örgütlerine çanak tutmuş olmuyorlar mı?)

"Tam da bu tür sebeplerle “İslâm dünyası” diye bir yer yok, demiştim.

Yok; çünkü iki asırdır İslâm dünyası, köle. İslâm’ın hâkim olduğu bir dünya değil, sömürgecilerin hâkim olduğu bir dünya: İki asırdır önce fiilen sonra da zihnen işgal edilen bir yok-dünya, iradesi hadım edilmiş, entelijansiyası celladına âşık edilmiş, kitleleri Batı’nın popüler kültürünün kölelerine dönüştürülmüş canlı cenaze!" (Evet, Bay Yusuf'un bu yorumuna katılmamak mümkün değil. Çok doğru tespit.)

"Öz-ülkesini yitirmiş, insanların oraya buraya sürüklenerek yaşadıkları bir Yok-Ülke." (Çok doğru.)

"O yüzden zihnen köleleştirildikleri için halklarının iradesi yok edildi ve emperyalistler kolayca çeki düzen veriyor. İstediği yeri işgal ediyor, istediği ülkeyi içerden karıştırıyor, istediği lideri alaşağı ediyor…" (Bay Yusuf bu yorumunuza da aynen katılıyoruz.)

"Sadece Irak işgalinden sonra Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, Afrika ve Asya ülkelerinde yaşananlara bakmak kafi sadece İslâm dünyasının değil, Batı dışındaki bütün dünyanın halklarının özgürlüklerinin medyalar, sosyal medyalar yoluyla nasıl buharlaştırıldığını görmek için!

Batılılar, ne yaptıklarını, neyi, niçin yaptıklarını çok iyi biliyorlar ama biz başımıza ne geldiğini, nasıl bir yok oluş felâketi yaşadığımızı, neyi yitirdiğimizi, nasıl celladına âşık edilerek tanınamaz hâle getirildiğimizi bilmiyoruz bile!

Yeterince ürpertici değil mi bu?" (Evet Bay Yusuf, sizin dediğiniz gibi çok ürpertici. Buraya kadar tamam ama şimdi asıl maksadını bazı doğrulardan harketle yanlışa ve iftiraya evrilme yapıyorsun.)

"İSLÂM DÜNYASINI BEKLEYEN İKİ BÜYÜK TEHLİKE!"

"İslâm dünyasını bekleyen iki büyük varoluşsal tehlike var.

Birincisi, İslâm dünyasının içerden çökertilmesi. Bunu öncelikle sözkonusu mayınlı alanları patlatarak gerçekleştiriyor emperyalistler ve içerdeki uyduları veya devşirmeleri." (Tamam bu da doğru.)

"İkincisi de, İslâm’ın içerden 'çökertilmesi'. İslâm’ın kurucu kaynaklarıyla, yani Kur’ân’la ve Sünnet-i Seniyye ile irtibatın sakatlanması ve zamanla koparılması. O yüzden Batılı oryantalistlerin ve onların uzantısı hatta kuklası reformistlerin hedefleri, Peygambersiz İslâm gibi projelerle önce Hz. Peygamberin (sav) konumunu tartışmaya açmaları, sonra da Kur’ân’ın daha net bir şekilde saldırıya açık hâle getirilmesi." (Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Sünnet, Emevîler tarafında tahrif edildi. Siz saltanat savunuculuğu yaparak Peygamber Sünneti'ni savunduğunuzu mu sanıyorsunuz?)

"İslâm dünyasının içerden çökertilmesi projesiyle, Sünnî Dünya ile Şiî dünyanın karşı karşıya getirilmesi.." (Evet bu  tespit de çok doğru ancak aynı paragraf içerisinde Bay Yusuf'un şöyle bir ekleme yorumu var: "ve Şiîlerin önünün açılması hedefleniyor." Şimdi bu tezvirat içerikli yoruma koskoca bir 'çüşşş' denmez mi? Be Allah'tan korkmaz, be kuldan utanmaz adam, devrimin ilk gününden itibaren olmadık entrikalar, olmadık blokajlar, olmadık ambargolar ve Saddam zalimini üzerlerine saldırtıp 8 yıl boyunca (maşa vasıtasıyla) başta ABD olmak üzere tüm Batı'nın şeytanî güçleri İran İslam Cumhuriyeti'ni çökertmek için çabalamadı mı? Ve bu çabaları bütün şiddetiyle bugün de devam etmiyor mu? Bu nasıl alçakça bir tezvirat böyle? Senin bunları bilmemen mümkün değil, şu hâlde asıl sen kin ve nefret tohumları ekiyorsun.)

"İKİ ŞİÎ HİLALİ VE TÜRKİYE’NİN KUŞATILMASI"

"İran, iki Şiî hilali çekti.

Birinci Şiî Hilali, kültürel: Pers-Şiî kültürü bütün Türk cumhuriyetlerine yerleştirilmiş durumda." (Baksen baksen, neler oluyor ama bizim haberimiz yok! Oysa başta Azerbaycan olmak üzere Türkî devletlerin çoğunda Şiî nüfusu yoğunlukta, Bay Yusuf sen neyin derdindesin?)

"İkinci Şiî Hilali, siyasî: Arabistan Yarımadası kuşatıldı."

(Bay Yusuf'un bu yorumundan kastı Yemen olsa gerek! Adama sormazlar mı, Yemen halkının çoğu Şiîliğin Zeydî kolundan. Şu hâlde kuşatmaktan kastın, 2014'ün Mart ayından bu yana ABD ve Siyonist çetenin buyruğu üzerine Suudi Arabistan yedeğine aldığı 8 Arap ülkesi ile mazlum Yemen halkını bombalıyor olmasına mukabil İran'ın o mazlum halka yardım ediyor olmasını "Arabistan Yarımadası'nın kuşatılması" olarak telakki ediyor. Bay Yusuf bu yorumuyla ABD, Siyonist çete ve piyon Arap ülkelerinin safında durduğunu ilân etmiş oluyor. Bakın Bay Yusuf tezviratına nasıl devam ediyor?)

"Ama en büyük kuşatma Türkiye’nin güneyinde, Irak ve Suriye’ye Şiîler yerleştirilerek yapılıyor. Türkiye’yi bekleyen  büyük tehlike güneyimizdeki Şiî kuşatmasıdır. Bu kuşatma, Amerikalılar, Ruslar ve Yahudiler tarafından açıkça destekleniyor." (Ya Bay Yusuf "Irak ve Suriye'ye Şiîleri yerleştiriyor" ne demek? Irak halkının % 70'i Şiî değil mi? Eğer asker diyorsan bu doğru. Bütün dünya âlem biliyor ki, İran'ın Suriye ve Irak'ta asker bulundurması Türkiye'yi kuşatmak değil, ABD ve Siyonist çetenin piyonlarını o topraklardan kovmak. Çünkü piyon terör örgütlerinin amacı, o coğrafyada yaptıkları insanlık dışı katliamlarla Siyonist çeteye alan açmaktı. Fakat buna muvaffak olamadılar. İran'ın o topraklara asker sokmasıyla bi iznillah o meşum şeytanî planları da suya düşmüş oldu. Bay Yusuf aslında bunu da sen çok iyi biliyorsun ama maksadın başka.)

"Türkiye, tehlikeyi gördü ve burada oyuna gelmedi: Rusya ve İran’la Astana Süreci’ni başlatarak bu kuşatmayı yarmayı başardı." (SubhanAllah bu nasıl bir yorum? Türkiye'nin Astana/Soçi Süreci'nde aktif bir şekilde rol almasını ve Türkiye'nin Tahran Zirvesi'ne katılmasını ısrarla ve iştiyakla isteyen ülke İran.. Peki sen böylesine garip bir yorumu hangi saikle yapıyorsun? Bu süreçten bile şeytanî amaçlar devşirmenin derdindesin. Yuh artık.)

"Şunu söylüyorum: Türkiye, görünüşte Batı ittifakının bir üyesi ama bütün kurumlarında dışlanıyor; yetmiyor, darbe üstüne darbe yiyor." (Evet, bu yorum çok doğru, aynen katılıyoruz.)

"Buna rağmen Türkiye, olup bitenleri gördüğünü gösteriyor ve oyunlarını bozuyor her defasında. O yüzden Türkiye’nin Batı ittifakından bir süre daha kopmaması gerekiyor; yeri ve zamanı gelince biz kendi ittifakımızı kurarız." (Bu paragrafa yorum yapma ihtiyacı duymuyoruz. Hayır olmaz, kısa da olsa yorum yapalım: ABD ve NATO'nun başta 15 Temmuz kalkışması olmak üzere sürekli aleyhimizde entrikalar çevirmelerine rağmen "bir süre daha bu ittifakta kalalım" diyorsun, Allah aşkına hangi ittifaktan söz ediyorsun? Sizde Merhum Erbakan Hocamız'ın ferasetinden zerresi yok. Hatırlayın, Kıbrıs Barış Harekâtı'mızdan dolayı uğradığımız ambargoya misilleme olarak Erbakan 25 Temmuz 1975 yılında ABD'nin bütün üslerini kapatmıştı.)

"Ama öte yandan, İran Batı ittifakının bir üyesi değil ama Batılı süper güçlerle stratejik anlaşmalar imzalıyor." (Bakınız bir üstteki paragraftan yola çıkarak olayı nereye bağlıyor. Pes doğrusu, İran hangi Batılı süper güç ile stratejik işbirliği yapmış? ABD ile mi, İngiltere ile mi? Zahmet edip yazsaydınız bari!)

"Dikkatinizi çekerim: Televizyonlarda konuşan ve “İran’ın, Batı’nın düşmanı” olduğu masalını temcit pilavı gibi tekrarlayıp duran uluslararası ilişkiler profesörleri gerçekten olup bitenleri kavramaktan çok uzaklar." ("Batı düşmanlığı masalı" öyle mi? Onun için mi devrimin ilk gününden beri şeytanî entrikaları Batılı odaklar yapmıyor, öyle mi Bay Yusuf? Sahi Bay Yusuf madem İran Batılılarla müttefik o halde Şehid Hacı Kasım Süleymanî'ye kim ve hangi ülke suikast yaptı?)

"İran, görünüşte, Batı’nın düşmanı ama gerçekte Batı’nın gerçek müttefiki: Kime karşı? Bin yıldır Sünnî dünyanın kurucu ve koruyucu aktörü Türkiye’ye karşı." (Bu manyakça çirkin iftiraya yorum yapmak ihtiyacı duymuyoruz. Fakat hiç olmazsa bir soru soralım: Sahi Türkiye hangi Sünnî anlayışın bin yıllık "kurucu ve koruyucu aktörü"? Söz konusu ettiğiniz bu Sünnîlik saltanat ve seküler Sünnîliği olmasın sakın!?)

"Türkiye, görünüşte, Batı’nın müttefiki ama gerçekte Batı’nın gerçek düşmanı. O yüzden Türkiye’nin etrafı sürekli kuşatılıyor karadan ve denizden, Ege’den ve Güney’den." (Ha şunu bileydin Bay Yusuf! Fakat ayrıca şunu da idrak etmiş ol ki bu kuşatma asla İran'dan gelmiyor, Batı'dan geliyor. Bunu bil ve anla lütfen.)

"Şunu unutmayacaksınız: Batılılar, Şiîliğin güçlenmesinin önünü sonuna kadar açtılar iki asırdır. İslâm düşüncesi, sanatı ile ilgili en önemli metinler hem Şiîliği öne çıkaran metinler hem de Şia’yı. Şu noktaya gelecekler: 'İslâm, Şiilerin eseridir', 'Sünnîlik, zorbalık, diktatörlük, barbarlık üretiyor sadece' diye bir algı icat ve inşa ediyorlar özene bezene…" (Baksen baksen, "Batılılar, Şiîliğin güçlenmesinin önünü sonuna kadar açtılar iki asırdır." diyerek aynı martavalı nakarat olarak tekrarlayıp duruyorsun. Yuh artık.. Fakat aynı paragrafın sonun da bir gerçeği itiraf ederek kendi ayağına sıkıyorsun: "Sünnîlik, zorbalık, diktatörlük, barbarlık üretiyor sadece' diye bir algı icat ve inşa ediyorlar özene bezene…" (Doğru söze ne demeli? Gerçek Sünnîliği tenzih ederek ifade etmiş olalım ki, Suriye ve Irak'da IŞİD ve benzeri terör örgütleri insanlık dışı katliamlar yaparken bunu Sünnîlik adına yapmadı mı?)

"İslâm dünyasında Sünnîlerin İslâmî ilkeler ışığında bir devlet kurma girişimlerine aslâ izin vermediler: Mursî’yi mahkemede canlı canlı öldürdüler! Bu kadar aşağılık ve barbar bu Batılılar ve uyduları Batıcılar aslında." (Bay Yusuf bu yorumun da çok doğru ancak Batılılar sadece Sünnilerin devlet kurmasını istememezlik yapmıyor, aynı şekilde Şiîlerin de devlet kurmasını istemediler ve engel olmak için çok çabaladılar ama muvaffak olamadılar. Bütün engelleme çabalarına rağmen Merhum İmâm Humeynî'ye bu devleti kurmak bi iznillah nasip oldu. Engel olamadılar ama "hiç olmazsa yıkalım veya akamete uğratalım" dediler fakat şükür ki buna da muvaffak olamadılar ve bi iznillah muvaffak olamayacaklar.)

"Oysa İran’da Şiî anlayışa dayalı bir İslâm devleti kurulmasına göz yumdular, şu an bu devleti Türkiye’nin güneyini kuşatacak şekilde Irak’a ve Suriye’ye yerleştiriyorlar." (Ya Bay Yusuf bu nasıl bir göz yummak böyle? Her türlü kötülüğü yapmaktan bir an bile geri durmasınlar ve sen kalk bunun adını "göz yummak" koy! Yuh artık. İran'ı Suriye ve Irak'a Batılılar mı yerleştirdi? Şunu bil ki, onlar İslâmî hassasiyetle durumdan vazife çıkarıp, Siyonist çetenin oraya çökmemesi için, Siyonist çetenin orayı işgal etmemesi için "nice bedeller ödeyerek, nice şehitler vererek" oraya girdiler? Senin gibi düşünen bir yazar, yıllar önce, "ABD Irak'ı İran'a altın tepsi içerisinde verdi" demişti. Demek ki, verilen mücadele ve ödenen bedeller görülmüyor. Elbette, "Gören göz buğulu ise her şey buğulu gözükür.")

"Biz dün Haçlılarla savaşırken Şia bizimle savaştı. O kadar ileri gittiler ki, Selahaddin Eyyûbî taa Tunus’a kadar kovaladı Şiîleri." (Ya adama sormazlar mı Bay Yusuf, Yavuz mu Türk Safevi İmparatorluğu'na savaş açtı, yoksa onlar mı Yavuz'a savaş açtı? Bunu da sen çok iyi biliyorsun ama maksadın Mısır Fatimî Devleti'ni kastederek Kudüs fatihi Selahattin Eyyubi üzerinden fitne/fücur çıkarmak. Oysa açık ifade edecek olursak burada saldırgan ve iç ihtilalci Selahattin Eyyubi idi. Selahaddin, 1169'da Mısır'daki Fâtımî halifesinin veziri oldu; 1171'de ise Şii Fâtımî halifeliğini iç ihtilalle feshedip Fâtımîler Devleti'ni yıkarak "Mısır Sultanı" oldu ve İslam hilâfetini, Bağdat'ta bulunan Sünni Abbâsî halifeliğine bağladı.)

"Şimdi de aynı oyun tezgâhlanıyor: İslâm dünyası, özellikle de İslâm dünyasının tarihî kurucu lideri Türkiye, Şia üzerinden kuşatılıyor.

Çok tehlikeli bir oyun bu:" (Bay Yusuf, "Türkiye, Şia üzerinden kuşatılıyor." sözün ne anlama geliyor? Türkiye, Şia üzerinden nasıl kuşatılıyor? Bunu izah etseydin bari? Allah'tan korkmaz adam, bu nasıl bir iftira böyle? Bu tezvirat içerikli sözlerinle Şia kardeşlerimize yönelik sadece düşmanlık körüklüyorsun.)

"Türkiye bu oyunu gördü ve asla mezhep çatışmasına yol açacak bir yol izlemeyecek, İran’la karşı karşıya getirme girişimlerini püskürtecek." (Bay Yusuf ha şunu bileydin! Bunca tezvirat ve iftiralarından sonra bu güzel temennin için biz de, koskoca bir "İNŞALLAH" diyoruz. Doğru söz başımızın üstüne, durum vahim ve şeytanî planlar yeni yeni versiyonlarıyla sürekli devreye sokuluyor. Latif Erdoğan, "Eğer FETÖ 15 Temmuz'da muvaffak olsaydı üç ay içerisinde Türkiye ABD'nin buyruğu üzerine İran'a savaş açacaktı." diyerek gazetelere beyanat vermiş ve TV kanallarında bunu dile getirmişti. Şunu bilmiş olalım ki, ABD bu şeytanî emelinden vazgeçmiş değil, şu an ortam müsait değil, ortamın müsait olması için eli kalem tutan bazı yazarları piyon olarak kullanıp İran üzerine halkımızı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor. Bay Yusuf gel sen sen ol Allah Teâlâ'nın fitne çıkarmanın katlden kötü olduğunu öğütleyen (Bakara: 291) buyruğuna kulak ver ve bu tür tezvirat içerikli yazılarından vazgeç.  "İran ve Şiî kardeşlerimize yönelik mezhep kışkırtıcılığı yaparak" halkımızı kin ve düşmanlığa tahrik edip ABD'nin şeytanî plânlarına çanak tutma.)

"Bunun yolu, İran’ın orta vadede Suriye ve Irak’tan defedilmesidir. Bunun için zekice stratejiler geliştirmek ve çok seçenekli dış politika stratejisini zenginleştirmek zorundayız." (Bak şimdi! Ya Bay Yusuf ne kadar güzel bir temenniden sonra, İran'ın Suriye ve Irak'ta bulunmasının nedenini bilmiyormuş gibi, "İran oradan defedilmelidir" diyorsun. Ya Bay Yusuf anlamıyor musun? İran Suriye ve Irak'tan çıksa ertesi gün Siyonist çete oraya girecek, tıpkı 1982 yılında Lübnan'a girdiği gibi. Anla Bay Yusuf, anla lütfen, makalelerinin arasına bazı doğruları serpiştirerek çeşitli tezvirat ve iftiralarla halkımızı kardeş İran'a karşı kışkırtma, kin ve nefret tohumları ekme. Bunun vebali ve günahı çok büyük. Dünyanı da ahiretini de mahvetme. Mahşer günü fitne fücur yazılarından dolayı hesap veremezsin...)  


Ali Erdem Koral

YORUMLAR

Abdullah Mardin 10 gün önce
Rasthaber'den bu konuda beklentimiz çoktur. Kaplan gibilerin vahşi saldırılarına cevap verilmesi gerekir. Yazara bu sabırlı ve ayrıntılı değerlendirmesi için teşekkür ederim.
EBU HUSEYIN 11 gün önce
Imam Huseyini anlamayan 2 grup tip insan var. 1-) KARA CAHILLER ki bunlar herseyi bildiklerini savunurlar ve hakki goremedikleri gibide dusman olurlar. Birde Fitnecilere var Hakki bildikleri halde hakkikata dusman olanlar. bu iki tip insan insanligin dusmanlaridir. Imam Ali (as) ben herkezi tartismalarda ikna ederim ama cahileri katiyen ikna edeme dedikleri insanlar bunlardir.
Ebu Yasir 12 gün önce
Allah ( c.c) mezhepçilik yaparak İslam dünyasında fitne çıkaranların belasını versin İnşallah.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM