Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun
Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.
Bölüm- 3: Varlığına inanmadığımız Düşmanın tanımı.
İnsan yaşantısı çok hareketli ve çeşitli halleri olmasına
rağmen bu hareketliğin ve çeşitliliğin dayandığı tek bir hakikati vardır ve de
onun gölgesinde insan eliyle oluşturulan saptırmalar. İnsan oğlunun ilk
varlığından bu yana yaptığı beşerî sistemlerin hepsi zaman ve mekâna göre
kendini insan eliyle güncellemiştir. Çünkü beşerî sistemler adaletsizlik ve
hakkaniyetsizlikten ötürü çöküyor ve gerçekler her zaman kendini
göstermektedir. Bulunduğumuz zaman diliminde yaşadığımız sistem için aynı şey
geçerli olmakta, çünkü hakikat kendini göstermeye başladığı andan itibaren beşerî
sistemler kendini yenileme ihtiyacı duymaktadır. Bugün, Kendilerini medeniyet
ışıkları diye lanse edenler, insan hak ve hukukundan dem vuranlar, hâkim
oldukları güç hakikatin kendisini göstermesiyle inandıkları kurallar onları
yalanlamış ve kendi gerçek yüzleriyle kendilerini yeni arayışlar içinde
buldular. Ne yazık ki bu arada Bizler kendi değerlerimize sahip çıkacağımıza
onların sırt döndükleri yalanlara sahip çıkmak için mücadele veriyoruz.
İnsanlığın egosantrik yapısından ötürü, tüm sistemleri
sadece vitrin olarak kullanan ve insanlığın cahilliğinden, nankörlüğünden ve
benciliğinden faydalanan dolayısıyla her alanda biz insanları ırk, inanç ve
cinsiyet olarak birbirimize karşı getirerek, savaştırarak, zülüm yaptırarak,
bizleri aşağılayıp bundan kendisine güç ve üstünlük devşiren, varlığını kendi
kurdurduğu beşerî sistemlerin arkasına saklanarak görünmeyen, insanoğluna karşı
savaşan fakat savaş alanında olmayan gizli bir düşman var. Bizler, onun kurduğu
sistem ve terminoloji içinde yaşadığımız için bu güç göremediğimizden ötürü
değişik isimler veriyoruz; «küresel güç», «Siyonist güçler», «ABD derin
devleti», « illüminati », «Zengin sömürücü aileler» vs. Fakat bilmediğimiz ise
tüm bu takma isimlerin hepsi o gizli gücün birer figüranı ve vekili olduğudur.
Bu figüranlar, gecesini gündüzüne katarak fitne ve fesat çıkarmak için
çalışırlar. Kurdukları sistemler ve içinde oluşturdukları organizmalar,
kurumlar ve yapılarla kurdukları oyunları uygulamaya koyarlar. Dünya
insanlığını Hakikaten saptırıp, sahtesi olana virtüel & yalan olan güce
insanları yönlendirdiler ve hizmet ettirirler. «Şüphesiz Allah size gerçek
bir vaade bulunmuştu, bende size vaade bulundum ama yalan söyledim, Aslında
benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu, benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan
ibaretti, siz ise benim çağrıma uydunuz…Ben, sizlerin beni Allah’a ortak
koşmanızı kabul etmemiştim. Doğrusu zalimler için elem verici bir azap var»
(Ibrahim-22)
Biz insanların kavrayamadığı, kavramakta zorlandığı
hakikat «Yaratılış gerçeğimiz ve bizlerin bu dünyadaki gerçek misyonunun ne
olduğudur» Ne yazık ki bizler kendi yaratılış gayemizin şuurunda değiliz.
Maymun iştahlı bir halde her şeye saldıran, dünya hayatını bir eğlence mekânı
ya da bir savaş alanı gibi görüp ve o doğrultuda yaşayanlarız. Buna karşın
karşımızda sadece insanı kendine düşman olarak tanıyan, yaratılışımızdan
itibaren her şeyin bilincinde olan, hedefine odaklanmış zamanına ve kitabına
uygun olarak yaptığı her hamlede insan oğlunu hem madde dünyasında hem de
manevi dünyasında azaba uğratmak ve alçaltmak amacında olan bir düşmanımız var.
İnsan oğlu bu düşmanın varlığına inanmamakta “Onlar sizi, sizin onları
görmediğiniz yerden görüyor” (A’raf-27) Ne yazık ki İnsan oğlu, kendisini
kendine düşman yapmakta/görmekte ya da peri masaları hikayesi olarak ütopik
bakmakta ya da gerçeği görmemek için ısrar etmekte.
Bize düşman olan gücün en belirgin özeliği kendini
gizlemesi buna karşın istisnasız her insana çok rahatlıkla erişebilir
olmasıdır. İroni olan ise, insanın üzerinde hiçbir fiziki gücüne sahip
olmamasına rağmen insan hükmetmesidir. Bunu için tek yaptığı şey insanın
düşüncelerine hâkim olmasıdır. Dolayısıyla insanlar, yaptıkları ve yaşadıkları
zulmüme, anlaşılmayan belalara, yaşadıkları acizliğe ve çifte standartta bir
isim vermekte zorlanmakta ve de sadece tahminler yürüterek, komplo teorileriyle
veya politik & siyasi & stratejik planlama diyerek kendilerini
kendilerine akıl veren bu gücün oyunları ile kandırmaktadır.
Düşmanımız olan bu gücün kullandığı araç & gereç yine
bizleriz, yani bizi bize karşı kullanmaktadır. Daha açık söylersem, Bizlerin
düşüncelerini, aklını ve de bizlere sunulmuş olan her türlü nimetleri bizlerin
eliyle bize karşı bir silah olarak kullanmaktadır. Kısacası bizler,
benciliğimiz, egosantrik hesaplarımız ve kibrimiz güçlendirmek adına aklımızı
bu düşmana kiraya vermekteyiz. Bu şekliyle hangi yolla olursa olsun bu
düşmanımızın kaybetmesi imkansızdır. Öylesine bir oyun kurmuş ki bu oyunda
kaybedende kazananda onu için çalışmakta, neticede kazanan hep o olmaktadır. Oyun
kuran, strateji geliştiren, akıl veren, yön veren hep o olmaktadır. Bizlerin
düşüncelerine hâkim olmasıyla bizlerin kurduğu dünyada kendi istediği kuralları
bizlere kurdurtmakta ve uygulatmaktadır. Böylece insanı aşağılayarak, aciz,
nankör, zayıf, bencil, egosantrik ve dolaysıyla manipüle edilmeye aşırı müsait
basit bir yarattık olduğunu ispat etmektedir.
Bunu yaparken bizlerin
ilahi güç bağlantısını kendi hizmetine çevirerek kendini daha güçlü kılmakta ve
bizleri her yönüyle kendi hizmetine alıp acizleştirmektedir. İnsan
topluluklarının inanma arzularının tatmin edecek, insan nefsini okşayan ve
çıkarları doğrultusunda bir tanrı sunmaktadır. İnsanlardaki ilahi inancı
saptırıp kendi oluşturduğu zanlarla insanları inançları doğrultusunda
birbirlerine karşı bir silaha dönüştürmektedir. İnana insanları nefisleri
arzuları ölçüsünde, bir terzi misali çıkarlara uygun bir peygamber ve bir
kitabı olmasını sağlamaktadır. “يَٓا
اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا۠ وَلَايَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ; Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır;
öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile
(Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın.» (Fatır-5) Öylesine ki hem dünyamızı hem inancımızı bize karşı
akıllıca kullana düşmanımız, bizim, dost ve düşman tanımı yapmamıza, açık ve
net olmamız engellemektedir. Üstelik Allah (cc) bize bu tanımı açık ve net
olarak kitabından yapmışken ” Sizin dostunuz yalnız ve yalnız
Allah’tır. O’nun Resulü ve namaz kılan, rükû etmiş haldeyken zekât veren
müminlerdir. Her kim ki Allah’ı, Resulünü ve müminleri dost edinirse, muhakkak
ki galip gelecek olanalar Allah taraftarlarıdır.” (Maid 55-56)
Neden bu güç insana düşman olmakta? Hedefi ne? ve bunu
nasıl yapmakta?
İnsanların düşüncelerin bulandırarak aklı hizmet dışı
bırakmakta dolaysıyla insanların gerçekleri, hakikati ve dünyadaki gerçek
varlık sebebini anlamasını önlemek ve insanı, «senin varlığın dünyaya ile
sınırlı, ölüm sonrası diye bir şey yok ve tanrı inancı sizlere hâkim olabilmek
için uydurulan ütopik fikir» zannını insanların şuur altlarına
yerleştirmekte, böylece insanları kendi nüfuz alanı içine almakta. İnsanları
kendine hizmet edecek sistemleri kurdurup sadece seslenerek hükmetmesi yeterli
olmaktadır. Aynı bir virüs misali girdiği her hücreyi kendi emri altına almakta
bu ise o hücrenin hastalanmasına sebep vermekte fakat o hücre zehirlenirken
yanındaki hücreyi oda onun yanındaki hücreyi zehirleyerek hasta yapmakta ve
koca bir vücudu komple zehirlemekte. Neticede vücut, virüsten değil de virüsün
zehirlediği organlardaki çalışma yetmezliğinden ölmektedir. Bir virüs gibi aynı şekilde insanları,
toplumları, ülkeleri zehirleyerek dünyayı yaşanmaz bir (savaş) alına
çevirmektedir. İnsanlara (ekonomik güç) rızık ve (Epidemiler & savaşlar)
ölüm korkusuyla hükmetmekte ve bu vesileyle de insanları istediği gibi kendi
vaatleriyle emri altına alarak kullanmakta bu vesileyle de kendisini insandan
her yönü ile üstün olduğunu da ispatlamaktadır.
Bu öylesine bir Düşman ki
insanın sahip olduğu her şeyi insandan daha iyi bilmekte, insanın ilahi gücünü
nasıl bir acizliğe dönüştüreceğini en ince detayına kadar bilmekte ve
uygulamakta dolaysıyla insanı kendi cebindeki bozuk bir para gibi görmektedir.
İnsana hâkim olabilmesi her yönüyle (Maddi & Manevi) çok kolay olmakta.
Dünya hayatını kullanarak; insanın bitmeyen nefsini arzularını, mal mülk
arzusu, iktidar arzusu, hükmetme arzusu, lüks hayat arzusu ve insandaki ölüm
& rızık korkusunu insanın egosantrik arzusuyla mutasyona uğratarak,
insanların aşır derecede bencil, kibirli, gururlu, kıskanç, zalim, yalancı,
fücur & fesat, vb. haller almasını sağlamaktadır.
Bunları tabi tek başına
gerçekleştirmesi kolay değil dolaysıyla kendine ortaklar, dostlar ve
hizmetkarlar oluşturmaktadır. Yukardaki bahsettiğimiz figüran olan Küresel güç
= Siyonistler = ABD derin devlet = GB kraliyet ailesini yapısını koruyan güç =
Dinsiz AB derin devleti, İllimunati, Multi nasyonal endüstriyel figüranlar vb.
hepsini çatısı altında buluştuğu kabala ve şeytani yapılar ve kişiler, bunların
oluşturdukları bölgesel topluluklar (resmi gayri resmî kurumlar) ve bu
topluluklara hizmet eden uşaklar ile oluşturdukları sistemler, yapılar, kanunlar,
vb. hakimiyetlerini sağlamaktadırlar. Bu toplulukları oluşturanların ne bir
dini ne bir ırkı nede belirli bir cinsiyeti (eşcinseller) temsil ederler. Her
türlü sapıklık; Çocuk kaçırma & pedofili, kadınlara taciz ve fuhuş,
erkeklerin yozlaştırılması, kadın ve erkek arasındaki fitneni oluşması ve
boşanmaların sağlamak her türlü sosyal anomalilerin ana sebeplerdir.
O karanlık gücün hedefi;
Adem’in Allah’a verdiği söz, «Evet, sen benim Rabbimsin» yaratılışı
gayesini; «Ben, cinleri ve insanları bana kulluk etsin diye yarattım»
(Zariyat-56). Tevhit; «Allah’tan başka ilah yoktur» inancını, insan
eliyle saptıracağını, insanın yaratıcısına verdiği söze sahip çıkmayacağını
dolayısıyla insanın Allah’a kulluk etmeyeceğini ispatlamaktır. «Dedi ki:
‘Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, ant olsun, ben de yeryüzünde onlara,
(sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve
onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.» (Hicir-39), «(İblis
şöyle) dedi: “- Öyle ise, izzet ve kudretine yemin ederim ki, onların hepsini
muhakkak azdıracağım.» (Sad-82), «İblis dedi ki: “Bundan böyle
benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak
için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.» (A’raf-16)
O güce dost olanların
hedefi; Dünyaya zenginliğine ve insanlara hükmetmektir. Dolaysıyla şer odakları
ve hedefleri hiçbir zaman değişmemiştir. İnsanlığın yönlendirilmekte hep
öndedirler ve önder olmuşlardır. Çünkü yaptıkları plan & program asırlık
plan ve program olmakla birlikte insanın egosantrik, nefsani dünyevi arzu &
çıkarlarına direk hitap ederek insanları hep yanlarına çekmeyi başarmışlardır.
«(Çünkü) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridirler. Şeytan ise Rabbine
karşı çok nankördür.) (İsrâ 27), «Onlar için (sürekli beraber oldukları)
kötü arkadaşlar kıldık. Kendilerine, önlerinde olan (ahiretin olmadığı
düşüncesini), arkalarında olan (dünyanın tek hayat olduğu fikrini) süslü
gösterdiler.» (Fussilet-25)
Nasıl bu kadar şeyi
gerçekleştirebiliyorlar?
Her şeyden önce, o gücün
insanın varlığından itibaren değişmeyen tek bir hedefi vardır. Dolaysıyla her
şey çok önceden planlanmış ve hazırlanmıştır. İnsanları zaman ve mekân yapısına
göre planlar uygulayarak değişime hazırlamaktadır. İnsanların çıkarlarına ve
tembelliklerine hitap ederek yaydıkları gayri ahlaki ilişkiler, modalarla
kötülüğü sevdirmek, iyiliği acizlik gibi göstermek hatta bir hata & suç
gibi göstererek kişilerdeki dünya hırsını yaşam hedefi kılmaktır. Artık
İnsanların dünyaya bağımlı kıldıktan sonra arkasından ise vurucu hamleleri yani
insanları saptırmak sadece çağırmakla gerçekleşmektedir. Her şeyi istedikleri
gibi yerli yerine oturtmak için kurdukları senaryolar ile büyük geniş çaplı (sosyal
& ekonomik ve fiziksel) savaşlar ve (epidemiler) ölüm
korkularıyla insanları şoklayarak formatlamaktadırlar. İnsanın düşünme
mekanizması aklı servis dışı bırakıp, verileni almalarını
kolaylaştırmaktadırlar.
Hizmetlerindeki resmî
kurumları;
· Dünya Finansa kurumlar; Dünya para birim ve sistemi,
bankalar & borsalar vb.
· Medya ve iletişime kurumlar; TV, Sinema, görsel ve sosyal
medya vb.
· Orduların alt yapısı ve kurumları; Silah Endüstrisi, NATO
· Sağlık sektörü alt yapısı ve kurumları; İlaç & aşı ve
araştırma endüstrisi ve DSÖ.
· Enerji sektörünü ve dağıtım şebekleri; ( Elf- Shell- vb.
petrol ve hidrokarbon enerji mülti-nasyonal firmalar.)
Sahip oldukları kurumlarla
gerçekleştirdikleri resmi gayri resmi görevler;
1-) Savaşlar; Terörizm, Biyolojik, ekonomik, kültürel
& inançsal.
2-) Rejime ve sistem değişiklikleri; ihtiyaçça göre kukla
rejimler, başkanlar, diktatörler seçmek.
3-) Elleri altındaki Teknolojini ve Elektromanyetik
yapının insan hayatına hâkim olması; 5G ve üzeri, Yapay Zekanın insanı oyun
dışı bırakması, doğal, düşünen, hür iradesine sahip insanı yok etmek.
4-) Medya-Moda-Sinema şeytan üçgeni; Popüler olma hırsı
ve arzusuyla insanın düşüncelerine hâkim olmak ve hayatlarını yönlendirmek.
Hedeflerindeki Düşman kimdir?
Asıl önemli olan konu «Hedeflerindeki düşman» kim? ya da
«Kim bu güce karşı koymakta?»
Bu kısım biradaki
yazımızda devam edelim….
Mustafa Kemal TASPINAR
