Ortada artık inkâr edilebilecek bir “ittifak” değil, organize bir suç ortaklığı var. İsrail’in uyguladığı her politikada, attığı her bombada, yıktığı her şehirde Amerika’nın izi bulunuyor. Çünkü İsrail, Ortadoğu’da yalnız değildir; arkasında Beyaz Saray’ın sınırsız desteği vardır.
Amerika, İsrail’in hamisi değil; ortağıdır.
Silahı Amerika verir, parayı Amerika verir, diplomatik korumayı Amerika sağlar. Birleşmiş Milletler’de İsrail ne yaparsa yapsın, veto Amerika’dan gelir. Çocuklar ölür, siviller katledilir, şehirler yerle bir edilir; Washington’dan yükselen ses hep aynıdır: “İsrail’in kendini savunma hakkı.”
Hangi savunma?
Hangi hukuk?
Hangi vicdan?
Gazze bombalanırken Beyaz Saray susmaz, meşrulaştırır.
Batı Şeria’da topraklar gasp edilirken Pentagon izler, silah gönderir.
Uluslararası hukuk çiğnenirken ABD Dışişleri Bakanlığı açıklama yapar, faili aklar.
Bu bir hata değildir. Bu bir sapma değildir. Bu, bilinçli bir devlet politikasıdır.
Amerikan başkanları değişir, İsrail’e verilen destek değişmez. Demokratlar gelir “endişeliyiz” der, Cumhuriyetçiler gelir “koşulsuz destek” ilan eder. Ton farklıdır ama sonuç aynıdır: İsrail dokunulmazdır. Çünkü İsrail, Amerika’nın bölgedeki ileri karakoludur.
Silah şirketleri kazanır.
Lobiler kazanır.
Jeopolitik çıkarlar kazanır.
Kaybeden kimdir?
Filistin halkı.
Kaybeden hukuk, kaybeden insanlıktır.
ABD, İsrail’in işlediği suçları “güvenlik” kelimesiyle aklar. İsrail ise Amerika’nın küresel söylemini sahada uygular: Güç haklıdır, direnen teröristtir, ölenler “kaçınılmaz yan hasar”dır. İşte bu dil, bu düzen, bu ittifak modern çağın en kirli ortaklığıdır.
Bugün İsrail’in dokunulmazlığının tek nedeni vardır: Amerika.
Ve Amerika’nın Ortadoğu’daki ahlaki çöküşünün en net göstergesi de İsrail’dir.
Bu ilişki demokrasiyle açıklanamaz.
Bu bağ insan haklarıyla savunulamaz.
Bu ortaklık yalnızca çıkar, güç ve zorbalık üzerinden okunabilir.
Tarih bu ilişkiyi “stratejik ittifak” diye değil,
zulmün küresel iş birliği olarak yazacaktır.
Ve şunu herkes bilmelidir:
Filistin’de akan kanın izi yalnızca Tel Aviv’de değil,
Washington’un koridorlarındadır.
Hüseyin Kaya
