İran ile ABD arasında, Lübnan da dâhil olmak üzere tüm cephelerde çatışmaların sona erdirilmesini öngören bir mutabakata varıldığının duyurulmasının ardından, Tel Aviv’deki siyasi ve güvenlik çevrelerinde anlaşmanın olası sonuçları tartışılmaya başlandı. Bazı İsrailli yorumcular ve analistler, söz konusu gelişmeyi İsrail açısından “stratejik bir şok” olarak nitelendirdi.
Al Jazeera’nin aktardığına göre, İsrail basınında anlaşmanın bölgesel dengelere etkileri geniş şekilde ele alınırken, ülkenin güvenlik politikaları ve İran stratejisi yeniden tartışma konusu oldu.
“Washington, Tahran’ın taleplerine yaklaştı”
İsrailli gazeteci ve askeri analist Barak Ravid, Kanal 12’de yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı Donald Trump ile Başbakan Binyamin Netanyahu arasında gerçekleşen telefon görüşmesine ilişkin kulis bilgilerini paylaştı.
Ravid’in aktardığına göre, üst düzey bir ABD’li yetkili Trump’ın Netanyahu’ya, “Bu bir anlaşma ve artık bu savaşı sona erdirmenin zamanı geldi” mesajını verdiğini söyledi.
Aynı kaynak, Netanyahu’nun görüşmede fazla itirazda bulunamadığını ve anlaşmanın önüne geçebilecek bir etkisinin kalmadığını öne sürdü.
İsrailli gazeteci Yaron Abraham da bazı üst düzey yetkililerin anlaşmanın İsrail’in güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebileceği yönünde değerlendirmelerde bulunduğunu aktarırken, Washington’ın İran’ın temel taleplerine önemli ölçüde karşılık verdiğini savundu.
“İsrail’in hareket alanı daralıyor”
Haaretz gazetesi yazarı Yonatan Lis, Tel Aviv yönetiminin süreç karşısında etkisiz kaldığını ve İsrail’in karar alma mekanizmalarında belirleyici rolünü kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu yazdı.
Bölge uzmanı Tzvi Bar’el ise İran’ın, özellikle Lübnan cephesini de kapsayan geniş kapsamlı bir ateşkes talebiyle İsrail’in askeri hareket alanını daralttığını belirtti. Bar’el, Tahran’ın müzakerelerde kendi önceliklerini büyük ölçüde kabul ettirmeyi başardığını savundu.
Analiste göre, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, İran deniz taşımacılığına yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulan bazı mali varlıkların serbest bırakılması gibi başlıklar çözülmeden İran’ın nükleer programının kapsamlı şekilde müzakere edilmesi beklenmiyor. Balistik füze programının ise görüşmelerin dışında tutulduğu ifade ediliyor.
“Mutlak zafer söylemi sorgulanıyor”
Maariv gazetesi yazarı Ben Caspit, anlaşmayı Netanyahu hükümeti açısından ciddi bir siyasi başarısızlık olarak değerlendirirken, İsrail kamuoyunda uzun süredir öne çıkarılan “mutlak zafer” söyleminin de giderek sorgulandığını belirtti.
Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Yaakov Nagel ise Trump yönetimine yakın isimleri eleştirerek, anlaşmanın İran’ın nükleer kapasitesini sınırlandırmakta yetersiz kalacağını savundu. Nagel, mutabakatın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha sorunlu olduğunu ileri sürdü.
Askeri analist Avi Ashkenazi de anlaşmanın İran ve müttefiklerine ekonomik ve siyasi açıdan nefes alma alanı sağlayacağını, bunun da İsrail’in caydırıcılık kapasitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini yazdı.
“Bölgesel dengeler yeniden şekilleniyor”
Bir diğer analist Ben-Dror Yemini, Hamas’ın uzun süren çatışmalara rağmen tamamen etkisiz hale getirilemediğini, İran’ın da yoğun baskıya rağmen geri adım atmadığını belirterek, anlaşmanın İran eksenindeki aktörlerin konumunu güçlendirebileceğini ifade etti.
Tel Aviv Üniversitesi Dayan Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Dr. Michael Milshtein ise Yedioth Ahronoth’ta yayımlanan analizinde, İsrail’de savaşın ilk dönemlerinde oluşan iyimser havanın dağıldığını ve Washington’ın İsrail’in askeri adımlarına belirgin sınırlar çizdiğini vurguladı.
Milshtein’e göre, bölgede çatışmaların sona erme ihtimalinin güçlenmesi, İsrail’in son yıllardaki güvenlik anlayışını yeniden değerlendirmesini zorunlu kılıyor.
İsrail basınında yer alan çok sayıda değerlendirme, İran-ABD mutabakatının bölgesel dengeler üzerinde önemli etkiler yaratacağı konusunda birleşirken, anlaşmanın İsrail’in güvenlik stratejisi, diplomatik hareket alanı ve caydırıcılık kapasitesi üzerindeki sonuçlarının önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacağı belirtiliyor.
