Ankara-Şam Arasında Kritik Gelişme: Erdoğan’dan Arabuluculuk İsteği

rasthaber
Rasthaber – Batı sömürge medeniyet tarihinin coğrafyamız ile ilgili bize
dikte ve in-doktrine ettiği tarihi bir kenara atın. Mısır’ı Firavunlar yönetti
safsatalarını da rafa kaldırın. Bu iddiaları tedavüle sokanlar Nil Deltası
(Mısır) sülale Krallıkları veya piramitleri inşa eden Krallıkların Firavun
unvanı veya ismini kullandıklarını ibraz edemezler. Piramitler döneminde Nil
deltasında Yahudi dininin mevcut olduğuna dair hiçbir maddi kanıt
gösteremezler. Bu bir Siyonist Hollywood efsanesidir. Siyasi, askeri ve iktisadi
amaçlar uğruna tarih rayından çıkarıldı. Musevi ve sonrasında Yahudi itikadı ve
mensupları Arabistan yarım adasında bedevi, yarı göçebe ve kısmen yerleşik
hayat yaşıyorlardı. Bu dinlerin zuhurundan en az 5-6 bin yıl önce Şam ve Nil
Deltası coğrafyasında muazzam mimariye, tapınaklara, stadyumlara, hamamlara,
ticaret ağına sahip şehirler, şehir idaresi ve katmanlardan ve sınıflardan
oluşan bir toplum vardı.

Tevrat’ta yer alan şahıslar ve yer isimleri Arabistan yarım
adası ve özellikle Yemen coğrafyasında olmalarına rağmen ve bunun maddi kanıtı
arkeolojik çalışmalarla ortaya konulmasına rağmen Filistin’in Siyonist Batı
Yahudi Burjuvazisinin hedefine girdiği tarihten itibaren coğrafyamız üzerinde
tahrif edilen en önemli disiplin uygarlık tarihi ve lisaniyat ilmidir.
Wikipedia Nil Deltasında konuşulan dile Mısırca Arapçası, Şam coğrafyasında
konuşulan lisana Levant Arapçası diyor. Bu tür maskaralıkları birçok ‘’ciddi’’
siteler de yapıyor. Sevgili okurlar Antakya Türkçesi İstanbul Türkçesinden ne
kadar farklıysa Mısır ve Şam coğrafyası arasındaki fark ta o kadardır.
Lehçelerden bağımsız bir dil üretmek sömürge Batı devletlerin ve Siyonistlerin
eseridir. Bu tarihin aslını bozan, bilerek yanlış aktaran mahfil coğrafyamızın
tüm kodlarıyla oynadılar. Maalesef bunları sorgulamadan, Batıdan geleni mutlak
kutsal ayetler olarak alan ve satan üniversite ve basın mensupları bu zararda
büyük pay sahibidir. Hayatımızı ilgilendiren her şeyi bu hakikati idrak ederek
okuyalım, analiz edelim ve bir çıkarımda bulunalım.

HEP ŞAM İÇİN SAVAŞILDI

Önce okurlarımızla ülkemizde çok bilinmeyen bir hususu
paylaşalım; Mısır’ın Şam ile münasebetleri başka devletlerle kıyaslanmayacak
kadar derindir. Azerbaycan için tek millet iki devlet ifadesini kullanırız.
Mısır ve Suriye tek devlet ve tek millet idiler. Mısır ve Suriye’nin inşa
ettiği Birleşik Arap Cumhuriyeti 22 Şubat 1958’den 28 Eylül 1961’e kadar egemen
bir devlet olarak var oldu. Bu devlet başta Yemen ve Irak’ın da içinde yer
alacağı bir Pan-Arap birleşik gücü esas hedefti. Bu proje başta İsrail, Avrupa,
ABD ve bunların cephesinde yer alan bölgemiz hanedanlıkları ve devletler için
kâbus mahiyetindeydi. Birleşik Arap Cumhuriyetinin ortaya çıkmasını sağlayan
tarihi bir alt yapısı zaten mevcut idi. Kadim uygarlıklar tarihinde iki ülke
arasında toprak birlikteliği, dil ve din ortaklığı, mimari benzerlik özetle
aynı medeniyet iki farklı coğrafyada farklı otoriteler altında yaşadı. Dikkat
buyurunuz; Anadolu ve Mısır coğrafyasındaki kadim Hanedanlıklar ve
devletlerarasındaki savaşlar ve barışlar her daim Şam için vuku bulmuştur.

Yazının devamı için linki tıklayınız: https://rasthaber.com/tr/haber/yazar-haberleri/ankara-kahire-ajandasinda-sam-131961

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın