Buzağıya Tapanlar ve Buzağıyı Tanıyanlar!

1. Dünyanın önde gelen uzmanlarının, özellikle de Amerikalı ve Avrupalı uzman ile analistlerin görüşlerine başvurulduğunda; İslam Cumhuriyeti İran’ın 12 Günlük Savaş ve Ramazan Savaşı’nın galibi olarak görüldüğü, neredeyse tamamının ABD ve Siyonist rejimi savaşın kaybedeni ve yenileni olarak nitelediği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Görünüşe göre tüm dünyada sadece narsist Trump kendisini savaşın galibi ilan etmektedir (!). Ancak bir kenara bırakılacak olursa, savaşın galibini veya mağlubunu tespit etmenin bilimsel ve bilinen bir formülü vardır. Bu formüle göre savaşın kazananı, ilan ettiği hedeflerine ulaşan ülkedir; ilan ettiği ve peşinde koştuğu hedeflere ulaşamamışsa mağlup sayılır. Söz konusu formül, İslam Cumhuriyeti İran’ın kazanan taraf, ABD ile İbrani, Batılı ve Arap müttefiklerinin ise son iki savaşın kaybeden tarafı olduğu hususunda en ufak bir şüphe bırakmamaktadır. Şimdi ABD’nin savaşı başlatırken resmen ilan ettiği hedeflere ve karşı karşıya kaldığı sonuca bir göz atın!

2. Trump, savaşın başlamasından hemen sonra aptalca bir kibirle bu savaşın nihayetinde iki hafta içinde İslam Cumhuriyeti İran’ın çöküşüyle sona ereceğini ilan etmişti (!). Fox News kanalına konuşan Trump, İran İslam düzeninin bir hafta içinde çökme ihtimalini bile uzak bir ihtimal olarak görmemişti! Oysa şimdi Ramazan Savaşı’nın başlamasının üzerinden 7 ay geçti ve ABD ile müttefikleri hiçbir halt edemedi. Tam da burada Amerikalı haftalık yayın “Weekly Standard”ın 1397 (2018) yılındaki raporuna atıfta bulunmak yerinde olacaktır. Weekly Standard, İran ile ABD arasında (o güne kadar) yaşanan kırk yıllık çatışma ve gerilimlere değinerek, Carter’dan Obama’ya (dönemin ABD başkanı) kadar tüm ABD başkanlarının İmam Humeyni ile tek bir noktada aynı görüşü paylaştığı sonucuna varmıştı (!): “ABD hiçbir halt edemez.”

3. İran’ın İslami egemenliğini sonsuza dek ortadan kaldıracaklarını ve yerine ABD ile Batı blokuyla uyumlu bir hükümet getireceklerini ilan etmişlerdi (Rejim değişikliği / Regime change). Bu aptalca ve iddialı illüzyonun sonucu ise Amerikalı teorisyenlerin ve diğer birçok profesyonel uzmanın itirafıyla “İran’ın dördüncü büyük küresel güce dönüşmesi” olmuştur. Nitekim Devrim Lideri’nin hikmetli ve akıllıca ifadesiyle: “İlahi hesaplamalara göre, hakkı ikame etmekten korkusu olmayan bir ülke, dünyanın birinci gücüdür.”

4. İran’a yönelik askeri saldırının ardından İran halkının İslami düzene ve ülke yetkililerine karşı ayaklanacağını ve İslam Cumhuriyeti İran’ın çöküşü için gerekli zeminin hazırlanacağını ilan etmişlerdi (!). Fakat İslami İran’ın şerefli ve fedakâr halkı, ülke genelinde sadece İran tarihinde değil, önde gelen tarihçilerin ifadesiyle tüm insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş gösteriler düzenledi. Şehit Beyefendi’nin aziz naaşının teşyid merasimindeki onlarca milyonluk benzersiz katılım, bugün iki yüz yirmi beşinci gecesine ulaşan ülke genelindeki kadın, erkek, genç ve ergenlerin katıldığı kalabalık gece toplanmaları… tüm dünyadaki insanları hayrete düşürmüş, her yerde dillerde ve kalemlerde İran halkına yönelik takdir ifadeleri yer almıştır.

5. Tam da burada şunu söylemek ve bir karşılaştırma yapmak yerinde olacaktır: Hazret-i Musa (a.s.), İsrailoğulları kavminin gözünden sadece 40 gece uzak kalmıştı (“Musa ile otuz gece için sözleştik ve buna on gece daha ekledik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceye tamamlandı…”). Hazret-i Musa (a.s.) 40 gecenin ardından kavminin arasına döndüğünde, büyük bir şaşkınlıkla İsrailoğulları kavminin (bugünkü Siyonistlerin atalarının) buzağıya tapar hale geldiğini gördü! Şimdi olayın bu tarafına bakın. İran halkı yaklaşık 7 aydır İmamlarını görmedi; ancak sadece sırat-ı müstakim üzere daha kararlı olmakla kalmayıp aynı zamanda “buzağıyı tanıyan” bir bilince de ulaştı. “Bak aradaki yol farkı nereden nereye?”

6. Çocuk yiyen Trump ile aşağılık ve pislik Netanyahu, İslami Devrim söyleminin dünyadaki mevcut düzeni bozduğunu, yeni değişim ve dönüşümlere yol açtığını ve bunun bölge ülkelerine sıçramasının kontrol edilemez krizler doğurabileceğini ilan etmişlerdi (!). Bölge ülkelerinin ABD tahakkümünden çıkmasını “kriz” olarak adlandırmalarını bir kenara bırakırsak; bu alanda da tersi bir sonuç aldıkları açıkça görülebilir. 12 Günlük Savaş ve Ramazan Savaşı, İslami Devrim söyleminin yayılmasına ve ihraç edilmesine daha fazla ivme kazandırmıştır. Bu gerçeklik, dünya kamuoyunun İran’a ve sistemin İslami esaslarına yönelik takdir dolu yaklaşımından net bir şekilde görülebilmektedir. Avrupa ülkelerinde ABD ve Siyonist rejime karşı düzenlenen geniş çaplı gösteriler, konuşmalarında Trump’ın yuhalanması, pislik Netanyahu’nun konuşması sırasında 77 ülkenin siyasi heyetlerinin BM Genel Kurulu salonunu terk etmesi, spor meydanlarında seyircilerin İran ve Filistin’e destek verirken ABD ve Siyonist rejim takımlarını protesto etmesi bu yaklaşımın örneklerindendir. Anketlerin, Amerikalı gençlerin Siyonistlere yönelik giderek büyüyen nefretini haber verdiğini de belirtmek gerekir; bu nedenle daha önce oy almak için Siyonist lobilere yakınlaşan başkan ve milletvekili adayları, bugün belirgin bir şekilde Siyonistlerden uzak durmaktadır.

7. Ekonomik savaş başlatma peşindeydiler; her ne kadar bazı zararlar verseler de bugün ticari boğazları İslam savaşçılarının Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki sağlam adımları altında ezilmekte, ilk nefes darlıklarından boğulma noktasına yaklaşmaktadırlar. Geçen hafta Salı günü Aramco CEO’su, petrolün gerçek fiyatının 140 dolar olduğunu ve devamında 200 dolara da ulaşabileceğini açıkladı. ABD ve Avrupa ülkeleri tehlikeli bir yakıt ve tarımsal üretim kriziyle karşı karşıya kalmıştır. ABD’nin bölgedeki üsleri yerle bir edilmiş, zarar maliyeti (diğer devasa maliyetler hariç) yüz milyarlarca dolara ulaşmıştır…

8. Trump, “Amerika’yı Yeniden Harika Yapalım… Make America Great Again” sloganıyla işe başladı; bugün ise ABD, üst düzey küresel yetkililerin itirafıyla tarihinin en zayıf ve en kırılgan dönemine ulaşmıştır. Öyle ki Wall Street Journal gazetesinin yazdığına göre “İran, ABD’yi dize getirmiştir.” Sadece her gün Batı medyasında şahit olduğumuz değil, sahadaki gerçeklere yapılacak yarım bir bakışın bile açıkça tanıklık ettiği bu türden yüzlerce uzman görüşü, ABD’nin düşüş eğrisindeki hareketini haber vermektedir.

… Ve ABD’nin son savaşlardaki kesin yenilgisine delalet eden onlarca diğer kanıt ve örnek.

Hüseyin Şeriatmedari/Kayhan.ir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın