Namazın Eğitsel Etkisi: Allah’ı Yüceltmek ve O’nun Dışındaki Şeyleri Küçük Görmek

rasthaber

Rasthaber –  ‘Allah-u Ekber’ kelimesini ele alalım. Peşi sıra
gelen olaylar karşısında hangi insan korkuya kapılmaz? İnsan tabiatı itibariyle
korkar. Bir dağın veya bir tepenin karşısında durup da onlara bakan kimse
dehşete kapılır. Bir deryanın sahilinde durup kocaman dalgalara bakacak olan da
korkuyu benliğinde hisseder. Otorite ve makam sahiplerinden birisini gören
kimse ıstırap duyar ve korkuya kapılır. Bütün bu ıstıraplar nedendir? Çünkü
insan onların tesiri altına girer. Bu durum insanların genelinde rastlanan bir
husustur. Ancak Allah-u Ekber kelimesinin anlamını kalbinde hisseden kimse müstesnadır.
O, hiçbir beşerin zorbalığından veya evrendeki kevnî olayların dehşetinden
korkmaz. Çünkü Allah-u Ekber sözcüğü Allah Teâlâ’nın her şeyden daha büyük
olduğu anlamına gelmektedir. Dahası, Mukaddes Zât-ı İlahîye’nin bütün
niteliklerden daha büyük olduğu anlamını ifade etmektedir.

Allah-u Ekber kelimesiyle şu kastedilmektedir: Ben
Allah Teâlâ’ya ta’zim gösteriyorum. O’nu ululadığımdan bütün varlık önümde
küçülüyor ve değersiz gibi görünüyor. Allah-u Ekber kelimesi insan şahsiyetini
geliştirmekte ve benliğinde bir azamet oluşturmaktadır.

Emîrülmü’minîn Ali (a.s.) “Gözlerinde Yaratıcı büyük
ve bundan dolayı da onun dışındakiler gözlerinde küçüktür.” buyurmaktadır. Burada
açıklığa kavuşturulması gereken bir mesele var: Küçüklük ve büyüklük göreceli
iki durumdur.

Sizden bir tanesi büyük bir salona girsin. Sonra da
öncekinin üçte biri oranında ikinci bir salona girsin. Bu sonuncusunun ilkinden
küçük olduğunu anlar. İnsan, biri diğerinden büyük olan iki şeye baktığında
küçüğünün hangisi olduğunu anlar.

Yaratıcı’yı ululayanlar bu azameti hisseder, diğer
bütün şeyleri ise küçük olarak görürler. Onlara hiçbir zaman bir yücelik
vermezler. Vahdet-i vücudun anlamlarından birisi de şudur ki, ârifin önünde
Yaratıcı’nın azameti tecelli edince O’nun dışındaki bütün varlıkları
olumsuzlar, onları yokluk olarak görür.

Mü’minler ruhlarının ve gönüllerinin derinliklerinden
Allah-u Ekber diyerek tekbir getirdiklerinde Yaratıcı’nın azameti karşılarında
tecelli eder. O’nun azametini kalbinde somutlaştıran insanın başka birisini
yüce olarak görmesi olanaksızdır.

Dolayısıyla diğer bir şeye yakınlık hissetmez veya yaranmaya
çalışmaz ya da ondan korkmaz ve ona huşu duymaz. Çünkü Allah Teâlâ’ya kulluk,
insana hürriyet kazandırır. Kendisine Allah Teâlâ’nın azameti tecelli eden
kimse Allah’a kul olur. Allah’a kulluk ise O’nun dışındaki bütün şeylerden
kopmayı, özgür olmayı gerektirir.

Allah’a kulluk, devamında diğer varlıklardan
özgürleşmeyi getirir. Çünkü O’nun azametini idrak etmek O’nun dışındaki bütün
varlıkları küçük görmeyi gerektirir. Allah’ın dışındaki şeylerin hakir olduğunu
gören kimsenin başka bir şeye ibadet etmesi olanaksızdır. Allah’ın kulu olan
kimse, hakir bir şeye ibadet etmeyi en belirgin ve bariz hatalardan olarak
görür.

——————————————

Namazın Eğitsel Etkisi: Temizlik

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın