Müzakere mı Savaş mı?

Amerika ve İran’ın düşmanlıklarının kaynağı, ne üzerinde savaştıkları bilinmezse günümüz olaylarını analiz etmek zordur.

İran İslam Cumhuriyeti 50 yılda dünyada küresel güç olabilecek seviyeye geldi.

  1. Merhalede, İnkılap ile bağımsızlığını sağladı; doğu ve batı süper güçlerin hiçbirine yaslanmadı, bağımsız müstakil bir ülke oldu.
  2. Merhalde Bölgesel güç haline geldi; Müslümanların uyanışını sağladı, bölge ülkelerinde etkili oldu, direniş cephesini oluşturdu.
  3. Merhalede Küresel bir güç oldu; Küresel alanda Emperyal güçler karşısında söz söyleyen, gündem belirleyen devlet oldu.

Amerika’nın 50 yıla yakındır İran’a düşmanlığının sebebi İslam Cumhuriyeti’nin batı emperyal güç karşısında boy göstermesi ve bağımsızlığını ilan etmesidir.

Amerika buna 50 yıldır tahammül edemiyor. Bundan dolayı bir şekilde İran’ı ya yok etmek veya dize getirip teslim almaya çalışıyor.

Bunun karşısında İran da,

– Amerika, NATO ve Arap ülkelerine karşı direnerek Savaşacak iradeye, cesaretine ve pratiğine sahip olduğunu gösteriyor.

– Küresel hedefi var; savunma ve Savaş doktrini var; hedefi, strateji, anti strateji geliştiriyor.

– Günümüzde Amerika ve avanelerine karşı savaşma iradesi göstermek dünya devleti olmak ve küresel güç olmak demektir.

Böyle bir durumda “Eimmet-ul Küfre” karşı savaş mı, müzakere mi, sorusu gündeme geliyor.

Her iki tarafta müzakereden farklı şeyleri kastediyorlar.

–             Amerika “İran’ın tek seçeneği, benim belirlediğim şartları kabul edip teslim olmasıdır”, adına müzakere masası diyor…

–             İran, “Ben de küresel bir gücüm, sana teslim olmam ön şartsız oturup şartları konuşuruz” diyor.

Müzakere kimin faydasınadır?

Müzakere hiçbir tarafı hedefine ulaştırmaz.

1- Amerika hedefine ulaşamıyor; çünkü İran’ın kendisine teslim olmasını istiyor, İran teslim olmuyor.

– Müzakere yaparsa İran’ı teslim alamadığını gösterir, müzakere devam ederse bunu dünyaya anlatamaz.

2- İran da halkına ve direniş taraftarına cevap veremez. Çünkü 47 yıldır varlığını emperyalist güçlerle mücadele üzerine kurmuştur.

– Şehid Rehberin intikamı

– Şehid ailelerinin talepleri

– Direniş cephesindeki dostların beklentileri var

– Hem Müzakere hem de intikam bağdaşmaz.

– Müzakere intikam hakkını yok eder.

3- İkisi de Müzakere ile hedefine ulaşamayacağını biliyor.

– İki taraf da savaşla düşmanı yok edemeyeceğini biliyor ama savaştan da vazgeçmiş değil.

– İki taraf da Müzakereyi bir strateji ve taktik olarak kullanıyor

– Böyle bir durumda “stratejiler savaşı” ile hedefe ulaşmaya çalışıyorlar.

4- Dünya özellikle de Amerika’nın müttefikleri diyorlar; Amerika Neden son darbeyi vurup bitirmiyor?

Herkes Amerika’nın son darbeyi vurmasını bekliyor… daha doğrusu son darbeyi ne zaman vuracak diye bekliyor….

Çünkü;

Amerika’nın yenilmez olduğuna inanıyorlar…. darbe alır, zarar görür, rezil olur, itibar kaybeder ama yenilmez, diye düşünüyorlar.

İran’ın galip geleceğine inanmıyorlar….

Herkes İran’ın teslim olacağı veya pes edeceği günü bekliyor…

İran’ın arkasındaki gizli dünyevi gücü bulmaya çalışıyor….(Çin, Rusya, Kore, bölgedeki direniş bileşenleri…. çünkü kendileri olmadıklarını biliyorlar.) Gaybi yardımlara da inanmıyor.

İşte böyle bir durumda MÜZAKERE taktiği mi, SAVAŞA devam mı hedefe ulaştırır zaman gösterecektir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın